Sahi, hiç çevrenizde cidden her açıdan iyi olduğunu düşündüğünüz bir kişinin neden hâlâ bir ilişkisi olmadığını ya da ilişkisinde neden mutsuz olduğunu düşündünüz mü? Mükemmel bir insan düşünün ve onunla ilişki içerisindesiniz, başta çok güzel gelse de ilerleyen zamanlarda son derece sıkıcı, tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır, işin sonu bu kişinin aldatılmasına kadar gidebilir. Bir ilişkide insan, karşı tarafın işini fazla kolaylaştırdığında pek iyi bir iş yapmış olmaz. Her sorunu çözebilen veya çözmeye çalışan, eşinin hatalarını her daim görmezden gelen, düzeni korumaya çalışan insanların ilişkileri genellikle hayal kırıklığı ile biter. Sürekli karşı taraf için yaşamak, sadece onun sevdiği şeyleri hazırlamak ve yapmak, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, kendinden vazgeçmek karşı taraftan takdir almaz. Düzenli olarak yapıldığı için bunlar ilişkinin göreviymiş gibi algılanır ve kıymet görmez, her ne kadar saçınızın her telini süpürge etmiş olsanız da... ardında gelen şey ise içinden çıkması zor bir psikolojik süreç olur. Devamlı eşinizin hayatını düzenlemeye çalışırken kendi yaşamınızı unutursunuz, kişisel kimliğinizden tavizler vermeye başlarsınız karşı taraf için, kendinize ait bir yaşamı unutursunuz. Oysa ilişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyiflenir, karşı tarafın size dair çaba gösterebilmesi için bir sebep bulması gerekir ve siz fedakarlıkları abartırsanız, o bu çabayı göstermek için sebep bulmayacaktır.