Zamanın ve mekanın her türlü düşüncenin dışındaydı.
Varacağı bir yer yoktu.
Döneceği bir yer yoktu.
Uzun, upuzun bir yolculuk vardı önünde.
Oysa kendini çok yorgun ve çok bitkin hissediyordu.
Bütün yolculukları tüketmişti.
Yaşamını yalnızca ihtiras üzerine kuran kişiler için amaç diye bir şey yoktur. Amaç sürekli değişir. Mutlak olan ihtirastır, ne olursa olsun ihtiras... Dolayısıyla ihtiras sanıldığının tersine amaçsız bir şeydir.
İhaneti bir kez bile tatmış olmak, yüreğin bir yerini onarılmaz kılıyor; derinden, çok derinden kopan bir şey bir daha geri gelmemecesine yitip gidiyor. Sevdiğinin, güvendiğinin, inandığının ihanetine uğramaksa anlatılır, katlanılır, dayanılır bir acı değil. İnsanoğlunun yüreği çabuk çürür.