Soljenitsin’in yaklaşık bir ay önce başka bir eserini (İvan Denisoviç'in Bir Günü) okumuştum. Kalemi ve gözlemlerini çok güçlü bulmuştum. Ardından bir kitabını daha okumak ve yazarı biraz daha derinden tanımak istedim. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyan bir arkadaşımın okuma listesinde ‘Rusya Nasıl Kurtulur?’u gördüğümde merak ederek ilk müsait zamanımda nadirkitap.com’dan sipariş verdim. Siparişim elime gelir gelmez okumaya başladım. Zaten eser kısacık bir veya iki gün içerisinde bitiyor. Soljenitsin’in nadirkitap.com aracılığıyla elde ettiğim bu eseri üzülerek söylüyorum ki kitap satan diğer sitelerde ise bulunmuyor. Benim elimdeki baskı 1992 yılında yapılmış.

Soljenitsin bu eserinde yıkılmakta olan SSCB’nin ardından, kurulması gereken/yapılması gerekenleri kendince açıklamış. Rusya tarihine ve Sovyetler Birliği tarihine de atıflar yaparak anlatmak istediklerini güçlendirmiş. Zaten kendisi de Sovyetler Birliği’nin vahşi rejiminden çok çekmiş hatta ülkesinden sürgüne dahi yollanmıştır. Kendisinin yaşadıkları, ‘Rusya Nasıl Kurtulur?’ isimli eserinde açıkça anlatılmasa bile yeni kurulacak düzenin neler yapmaması gerektiğini anlatmaktadır. Soljenitsin benim anladığım kadarıyla liberal muhafazakarlık çizgisinde bir yazar. Ayrıca devlet kontrolü altındaki bir serbest piyasa ekonomisini savunuyor. Buradan sonra yazacağım cümleler kitabın tamamen içeriği hakkında olacak hatta deyim yerindeyse kısa bir özeti olacaktır.

Soljenitsin, SSCB’nin dağılmasının ardından yapılması gerekenleri ‘İvedilikle Yapılacaklar’ ve ‘Uzun Vadede Yapılacaklar’ olarak ikiye ayırmaktadır. Öncelikle ivedilikle yapılması gerekenlerden bahseden yazar, SSCB’den kopmak isteyen ulusların kopmasında bir sakınca duymadığını belirtmektedir. Bölünmez birlik fikrini sağlıklı bulmayan Soljenitsin kanlı mücadeleler ile bu halkları Rusya’ya bağlı tutmanın doğru olmayacağını savunmuştur. Orta Asya, Rusya’nın sırtında bir kamburdur ve bu kambur Rusya’dan ayrılmak istiyorsa durdurulmamalıdır. Ayrıca ona göre gün övünme günü ya da pençelerin diğer ülkeler uzatılma günü değil; ulusun hastalıklarının tespit edilmesi ve gereken tedavilerin uygulanması günüdür. Ayrılacak ülkelerin ayrılmasının ardından Rusya içindeki azınlıkları, özerk bölgeleri veya özerk devletleri saymazsak elimizde Rusya, Ukrayna ve Belarus kalacaktır. Bu ülkeler Soljenitsin’e göre Rus’tur veya Rus’un bir başka koludur. Rusya-Ukrayna ve Belarus Birliği (tabii kullanılan isim bu değil) birbirlerinin kültürlerine saygı göstermeli ve Rus üst kültürü alt kültürleri asimile etmemelidir. Soljenitsin, SSCB döneminde yok olmanın eşiğine gelen küçük halkların ihya edilmesi gerektiğini ve Rusya’dan ayrılmak istemeyen bu küçük halkların SSCB döneminin aksine öldürülmemesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca Sovyeteler Birliği, birlik içerisindeki ülkelerin sınırlarını çizerken çok savruk davranmıştır. Bu yüzden SSCB’nin çözülme sürecinde uzmanlardan yardım alınmalı ve gerekirse de halk oylamasına başvurulmalıdır.

Kuzey Kore, Angola, Etiyopya ve Küba’daki rejimlere yapılan destek aşırı maliyetlidir. Bu destekler ivedilikle çekilmelidir. Hiç kullanılmamak için üretilen silahlar ve ABD’yle okyanuslarda rekabet etmek için denize indirilen donanma ekonomi için çok maliyetlidir. Bu maliyetlerin azaltılması gerekir. Avrupa’daki ‘Sosyalist Kamp’a harcanan hammaddeler ve diğer kaynaklar, güncel kurla geri alınmalıdır. Ülke içerisindeki gereksiz bakanlıklar ve kurulların lağvedilmesiyle ülke üzerinden büyük bir yük kalkacaktır. KGB işlevini kaybetmiştir ve reform edilmesine olanak yoktur. Bu yüzden yozlaşmış KGB’den de kurtulunması gerekmektedir.

Toprak işlenmeli, çiftçiye girişim hürriyeti ve özel mülkiyet hakkı sağlanmalıdır. Ayrıca çiftçiye erişilebilir ulaşım olanakları, inşaat malzemeleri, makineler ve serbest pazar sağlanmalıdır. Toprak satışları kolaylaştırılmalıdır. Vergilerin taksitlendirilmesi kolaylaştırılmalıdır. Tüm bunlara ek olarak çok geniş toprak sahibi kesimlerin ortaya çıkmaması için gereken önlemler ivedilikle alınmalıdır.

Kişi dediğimiz şey kurulan bir şeydir ve özel mülkiyet olmaksızın kurulamaz. Kişi olmaksızın da hukuk devleti oluşturulamaz. Şahsi girişim ve küçük işletmeler korunmalı ancak tekelleşmenin de önüne geçilmelidir. Yabancı yatırımcıya devlet kontrolü altında izin verilmeli, Rusya’nın sömürge durumuna düşmesine engel olunmalıdır. Özel ticarete, serbest piyasa ekonomisine, şahsi teşebbüse büyük saygı ve önem gösterilmelidir.

Taşra çok önemlidir ve ülkenin gelişmesinde kritik rol oynar. Özyönetim güçlendirilmelidir. Şişmiş nüfuslu büyük şehirler ülke için birer urdur. Ülkenin bölgelerine göre yeni şehirler kurulmalıdır. Bu kurulan yeni şehirler taşra ile birlikte hareket etmeli ve iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmelidir.

Rusya’da çocuk ölüm oranı çok fazlayken, doğum oranı azdır. Anaokulları ve çocuk parklarının halleri ise içler acısıdır. Aileyi kurtarmak gerekmektedir. Kadınlara, çocuklarını yetiştirebilmesi imkanı sağlanmalıdır. Rusya’daki birçok okul rezil haldedir. Ateist öğretiler ve ideolojik zırvalıklarla öğrencilerin beyni yıkanmaktadır. Okullar ve öğretmen okulları hızla reforme edilmelidir. Devletin belirlediği programın fazla dışına çıkmamak koşulu ile özel okulların açılmasında bir mahsur bulunmamaktadır. Spor asla devlet tarafından sübvanse edilmemeli ancak kütüphaneler, müzeler gibi kurumlar devletten destek görmelidir.

Demokrasinin aksaklıklarının farkında olunmalı ve bu aksaklıkların giderilmesine çalışılmalıdır. İnsan kişiliğine ve hukuk devletine saygı ön planda olmalıdır. Yerel özyönetimlere daha fazla hak verilmeli ve daha özerk yapıya sahip olmalıdırlar. Halk meclisleri kurulmalı ve yerel sorunlara ağırlık verilmelidir.

Özet olarak Soljenitsin’in fikirleri bu yönde. Kitap daha fazla detayı ile daha birçok fikir bulunmakta. Demokrasi ile ilgili uzun uzun konuştuğu bir bölüm de bulunuyor. SSCB yönetimini görmüş bir yazarın, Rusya’nın geleceği için tavsiyelerini okumak isteyen her okura tavsiye edebileceğim bir eser olmuş. İyi okumalar dilerim.

Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
25 May 20:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Daha açık söyleyeyim: Enver, Basmacı Hareketinin hiçbir zaman lideri olamamış; sadece yedi ay boyunca az sayıda Basmacı gruplarının başında bulunmuştur ve Orta Asya macerasının esası maalesef budur!

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 312)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 312)
Murat Ç, Cengiz Han'a Küsen Bulut'u inceledi.
 24 May 14:25 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Cengiz Aytmatov etkinliği vesilesi ile okuduğum bu güzel eser için, sevgili; Okuma Delisi ve Pınar Yiğitcan ‘a teşekkürlerimi iletiyorum.

Her inceleme yazdığımda kendime bir müzik listesi oluşturur o şekilde incelemelerimi yazarım. Bu sefer liste hazırlamıyorum. Discman’i (Cd Walkman)’i açıyorum ve gözüm kapalı seçtiğim cdlerden bir tane seçiyorum ve şansa elime Modern Talking geliyor. Cd’yi veriyorum fırına ve melodiler akmaya başlıyor.. Ah o nostalji rüzgarları… İşte şimdi sizlerleyim, hazırsanız incelemeye başlayalım?..!

İlk satırları okuduğum da aklıma ilk olarak 007 serisi geldi. KGB ajanları ve öttürülen gizli ajanların hikayesi ile hemen kurguyu kurdum kafamda. Romanı okurken, kitabın dışına çıkmak böyle bir şey. Sonra hemen kendime geldim ve kitabın asıl konusuna odaklandım. Sayfalar hızlıca akmaya başladı ve konunun nasıl Cengiz Han’a bağlanacağını merak ediyordum. Çok güzel bağlandı… Aytmatov okuyorsanız dünya harplerine, Sovyet Rusya’ya , Nazi Almanyası’na biraz hakim olmanızda fayda var. Çünkü fazlasıyla oralarda geçen konuları ele alıyor. Sevdiğim konular üzerinden ilerledikçe daha da keyif almaya başladım..
İzlediğimiz filmlerde her zaman çifte ajanlar, devletin içindeki hainler vs. temalı birçok film izlemişizdir. Bu filmlerin içinde devletinin bekası için çalışan ve bayrak uğruna can veren insanların nasıl kolay şekilde harcandıklarına da şahit oluruz. Biliriz ki, Devlet’in olduğu yerde, daha çok devletçilik oynayan, üne-unvana daha meraklı ve bunu kullanmayı amaçlayan kişiler her zaman olur. Hikaye bu tema üzerine kurulu bir gerçekçilik sunuyor.

Özellikle ikinci dünya savaşı ve sonrasında yükselen Sovyet Rusya, kendi içinde aşırı derece yüksek milliyetçilik duyguları barındırır. İnsanlar kardeşlerini ihbar eder, kardeşler birbirini öldürür, bir parmak seni işaret ediyorsa, istersen dünyanın en mülayim insanı ol, bu soğuk coğrafya da hainsindir ve özel bir işleme bile gerek olmadan hemen kenarda bir duvar varsa kurşuna dizilir, şanslıysan işkence görmeden kafana bir kurşun sıkılırdı. Ailenin geri kalanları işaretlenir ve takibe alınırdı. Bu takip için özel birimlere gerek olmamıştır. Komşu dedikleriniz sizi satacakların en başındadır çünkü… İşte Abutalip Kuttubayev’in hikayesi bu konuların en acılarını barındırıyor. Donmuş Sarı-Özek ovalarında dolaşırken, geriye gidiyoruz.. Cengiz Han’a…

Tanımayanlar veya bilgisi olmayanlar için kısa bilgi: Cengiz Han, Moğol İmparatorluğu'nun kurucusudur. Cengiz Han, 13. Yüzyılın başında Orta Asya'daki tüm göçebe bozkır kavimlerini birleştirerek bir ulus haline getirdi ve o ulusu Moğol siyasi kimliği çatısı altında toplamıştır. Detaylı Bilgi İçin Buyrunuz: https://www.youtube.com/watch?v=uWT5YRa-W8A

İşte hikayemiz birden 13. Yüzyıla gidiyor… Çünkü Abutalip Kuttubayev ‘in yazdığı bir kitap, sorgu yargıcı Tansıkbayev ‘in bu kitabı yazdıysa kesin içinde bir şey vardır demesine yol açacaktır.. Cengiz Han, tam da o sıralarda bir sefere hazırlanıyordur. Bu sefer Avrupa Fethi üzerinedir. Yüce Han’ın karşısında kimse duramıyordur. Han bir buyruk verir fetih başlamadan önce ve kesinlikle uyulmasını emreder. Davullar çalar ve yer gök inler… Bu emirlere uyulmazsa olacak tek şey, ibreti alem olsun diye ölümdür. Bu buyruk ve konu içeriğini anlatmıyorum. O sizinle kitap arasındaki bir konu. Yazarsam spoiler olacaktır. Han, sefere çıkmadan önce onu bir bilge ziyaret eder.. Söylediği şeyler kellesini alabilecekken, ödüllendirilir ve gönderilir. Bu kehanet Bir bulut ve sefer hakkındadır diyor ve konuyu kapatıyorum. İşte tam bu sırada bir spoilerdan daha kurtuluyorsunuz… Şimdi doğaçlama yapıp, kitabı mecazen parçalayalım. Biz hazırız ya siz?

Aytmatov’un diline hayran kaldığımı belirtmek isterim. Yalın bir anlatımla, sizi kitaba bağlıyor. Dil ve örneklemeler usta işi. Ben biraz Dostoyevski tadı aldım. Bu ve benzeri tatları alanlar yorumda paylaşırsa sevinirim. Soğuk savaş dönemi, hesaplaşma dönemidir. Neyin hesaplaşması? Karşı görüşlerin, devlet sistemini eleştirenlerin ve onu yok etmek isteyenlere karşı açılan bir savaş. Biliyorsunuz ki, dışarıda da korku salan bir ordu vardır. İçeride ki ajanlarımız ünlü KGB ajanlarıdır. Bunun üzerine 1950’ler de nelerin yaşandığını detaylı bilirseniz, kitabı okumanız ve sindirmeniz o derece kolaylaşacaktır. Kapalı bir ülkedir Sovyet Rusya.. Komünizm ile yönetilmektedir ve halk bu sisteme inandırılmış, karşı gelenlere bizzat cezalar kesilmiş.. Park cezasından bahsetmiyoruz, toplu halde duvar dibinde kurşuna dizilme cezasıdır. İftiraların atıldığı ve bu iftiralar gerçek olmasa dahi karşılık bulduğu dönemlerdir. Yan bakmak bile Stalin’e karşı gelmek gibi bir eyleme dönüşmüştür. Bilirsiniz işte.. Kraldan çok kralcı olmak, yaranmacı olmaktır. Bunun sonucu para ve mevkidir. Oradan konuyu Cengiz Han’a bağlayalım.. Kudretli hükümdarların olduğu dönemlerde çok farklı değildir. Her zaman kulağa birileri bir şeyler fısıldar. Bu hiçbir zaman diliminde değişmez. Romanda şunu görüyoruz ki bu dönemde yapılan kadın tarifi, bizim şuan hoşuma gitmeyecektir. Özellikle savaş seferi tarifi yapılırken, kadının ayak bağı olduğunu betimleyen yazılar silsilesi bölümü.. Çünkü erkeklerin hakimiyeti her dönemde hissedilmiştir. Unutmayın, ilk insanlar dahil olay şu şekildedir; Erkek avlar, kadın bakar. Bu kadar basit. Neyse ki modern Dünya’da sıkıntılar olmasına rağmen, Kadının yeri çok daha güzel… Bu dönem işlenirken biraz, hoşunuza gitmeyecektir, belirtmek isterim. 1950 ler de geçen hikayemize döndüğümüzde ise Kuttubayev’in fazla seçeneği yoktur. Eğer o zindanlara düşmüşseniz; melek olsanız dahi yalan beyanlar verip, olmayan şeyleri itiraf etmeniz gerekmektedir. Ne yaparsanız yapın, sonu belli olan bir durumdur. İşin acı tarafı gerçek hayatta yaşanmış olaylar olduğundan içiniz acı ve keder dolacaktır. Gerçekler'in yerini yalanların aldığına insanlardır.. Bu hücrelerde kimin, kimi satacağı belli değildir, çünkü; acıya katlanmak hiçte kolay değildir....

İncelemeyi toplamam gerekirse; Sovyet Rusya’nın o dönemleri fazla seçenek sunmuyor. İtaat edecek, devlet için ve en önemlisi Stalin için çalışacaksın. Onu baş tacı edecek, anandan, babandan, çocuğundan önce tutacaksın.. İyi bir Yoldaş olacaksın.. Yoksa vatan haini bir yoldaş olarak sonunu hazırlayacaksın….!!

Bu eser, Gün Olur Asra Bedel’in kahramanlarından Kuttubayev’i anlatır. Aslında bu roman, o dönem itibari ile asıl romandan çıkartılır ve ileri ki yıllarda yani tehlikenin geçtiği yıllarda ayrı olarak yayınlanır.

Etkinlik için tekrardan teşekkür eder, Aytmatov okumayanlara hızlıca okumalarını tavsiye ederim..

Herkese iyi okumalar….

Mehmet, bir alıntı ekledi.
23 May 19:35 · Kitabı okuyor

Orta Asya toprağım,
Orda da var bayrağım,
Altay'ım, Tanrıdağ'ım,
Küsme bana, gelirim.
(...)
Gence, Bakü, Nahçıvan,
Taşkent, Kumul, Lenkeran,
Barkol, Urumçi, Dilcan,
Küsme bana, gelirim.

Gelirim - Abdurrahman Altun

İstiklal Hasreti, Gönül Şamilkızı (Sayfa 30 - Ötüken Neşriyat)İstiklal Hasreti, Gönül Şamilkızı (Sayfa 30 - Ötüken Neşriyat)
Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
23 May 12:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Protokole göre Enver Paşa cemiyetin tek temsilcisi ve başkumandanı oluyor, Enver'i daha sonra Orta Asya'ya sürükleyen Kuşçubaşı Sami Bey ile Halil Paşa'ya Kâşgar da ve Cemal Paşa'ya da Afganistan'da muhtar merkezler kurma yetkisi veriliyordu.
Cemiyet Anadolu'da da bir muhtar merkez teşkilini kararlaştırmış ve bu işle Mustafa Kemal Paşa görevlendirilmişti!
Mustafa Kemal, bu tayinden haberdar olduğunda kim bilir nasıl gülümsemiştir...

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)
Nurullah Koç, Bozkırın Sırrı Türk Peygamber'i inceledi.
 23 May 02:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"ÖKTEM " Otağı ayakta tutan direk. Kurgusu mükemmel bir roman. Atları hazırlayın! Zira onların terkisinde Orta Asya'nın uçsuz bucaksız steplerine gidecek , Kuranda da bahsi geçen gökten inen m8adeni ilk kez işleyen Türklerle karşılaşacaksınız. Romantik Türkçülüğün moda haline geldiği şu günlerde biraz olsun gerçeklerle yahut gerçeğe yakın anlatımlarla hemhal olmak isteyenler için kaçırılmayacak bir kitap

Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
22 May 15:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Enver Paşa'nın Türkçü ve Turancı çevrelerde sembol haline getirilmesinin asıl sebebi Türkiye de oynadığı siyasi ve askeri rol değil, hayatının son on ayında Türkistan'da giriştiği maceradır. Ama, Paşa'nın Orta Asya'dan gönderdiği mektuplar okunduğunda, öyle zannedildiği gibi Turancı değil, tamamen İslamcı olduğu ve Türkler ile beraber diğer bütün Müslüman milletleri içine alacak bir İslam imparatorluğunun hayalini kurduğu görülür.

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 20)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 20)
Hasan HAKAN, bir alıntı ekledi.
 21 May 08:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Enver Paşa Halifenin damadı ve orduların başkumandanı olarak Sovyet Rusya'ya ve Türkistan'a adım attığı zaman, parçalanan Rusya'da özellikle Orta Asya Türklerinin desteğini kazandı. Buna Türk ırkından olmayan Tacikler de dâhildi. Basmacı hareketi hepsini içeriyordu; son anda dahi bütün gruplar Enver Paşa'nın yanındaydı. Paşa'nın Rusya'da mücadeleye başladığı 1918'den beri doğan erkek bebeklerin arasında Enver ismi en kalabalık grubu oluşturur. Sovyet galibiyetine rağmen Tacikistan'daki türbesi de çok uzun seneler yerli halk tarafından ziyaret edilmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 73 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 73 - Kronik)
Cansu SARIOĞLU, bir alıntı ekledi.
20 May 15:59

Mikro seviyede birleşip daha büyük bir mega kültür oluşturan her kültür grubunda, parçalanıp dağılmış bir kültürün izi bulunabilir;
Moğol İmparatorluğu gelişerek Asya'nın devasa topraklarını hatta Avrupa'nın bazı yerlerini ele geçirdi, ama sonra bölünerek parçalara ayrıldı.
Hıristiyanlık yüz milyonlarca insanı etkisi altına aldığı anda sayısız mezhebe bölündü.
Latin dili, Batı ve Orta Avrupa'ya yayıldıktan sonra ulusal diller haline gelerek yerel lehçelere ayrıldı.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Kolektif)Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari (Kolektif)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
 19 May 01:56 · Kitabı okudu · 9/10 puan

OSMAN GAZİ
Altı asır boyunca üç kıta yedi iklime yayılacak büyük bir dünya devleti ve medeniyetinin temelini 1299 yılında Söğüt'te atan Osmanlıların atası Osman Gazi yirmi altı yıl hükümdarlik etmiştir. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları babası Ertuğrul Bey'in yanında geçen Osman Gazi, Orta Asya'daki Türk boylarının geleneğini sürdüren ailesinin eğitim ve milli kültürü ile beslendi. Hayatı akınlarla ve fetihlerle geçen Osman Gazi düşmanlarına bile iyi muamele eder, adalet yolundan ayrılmazdı. Bu yüzden düşmanları dahi onu severler ve sayarlardı. Vefatı esnasında Orhan Gazi'ye ve onun nezdinde kendisinden sonra gelecek bütün idarecilere tarihe altın harflerle geçecek şu unutulmaz nasihati yapıyordu.

"Ey oğul! Benim soyumdan her kim ki doğru yoldan geri kalır, adaletten ayrılırsa mahşer gününde Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) şefaatinden mahrum kalsın!"

Osmanlıların Atası Osman Gazi, Özcan F. KoçoğluOsmanlıların Atası Osman Gazi, Özcan F. Koçoğlu