10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:03
Hayatımda iki şeye sahip olamadım. Biri para öteki de Uşak... Paraya sahip olamadım, çünkü onu saklamayı hak ettiren bir değer göremedim. Her zaman söylerim, kirli ellerde gördüğüm paradan iğrendim. Feleğin kahpe başında paralansın parası... Uşağa gelince, ben bunların en alçakgönüllüleriyle bir saat içinde senli benli olur, yüz göz olur çıkarım. İki saat sonrada hangimizin efendi, hangimizin uşak olduğunu kimse anlayamaz. O da ben de güçsüz ve zavallı kalırız. Ne ararsın tanrı ile aramda Sen kimsin ki orucumu sorarsın Hakikaten gözün yoksa haramda Başı açığa niye örtü sorarsın Rakı, şarap içiyorsam sana ne Yoksa sana Bir zararım içerim İkimiz de gelsek kıldan köprüye Ben dürüstsem,sarhoşken de geçerim. Neyzen kendinden başka padişah tanımamış bir derbederdir.
Çılgın ve ÖzgürHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2014275 okunma
Örtünmek Sadece Örtünmek mi ?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 12. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:20
Şule Yüksel Şenler kalemini beğenip fikren takip ettiğim bir yazar Bazı fikirlerini çok keskin bulmakla beraber Kapanan her kadın veya kızın melek timsali tasvirlenmesi bana çok doğru gelemiyor maalesef Özellikle bugünü yaşayan bugünün sosyal medyasında (özellikle) " başörtülü birtakım arkadaşların " aşırı makyajlı dikkat çekmek için verildiği gün gibi ortada olan selfielerini düşününce Dudaklar büyülüyor Gözler kısılıyor falan... Bunu yapmak bence hiçbir kıza yakışmıyor ama başörtü altında yapılınca da şiraze tümden kayıyor gibi... Şule Yüksel Şenler bugünü görseydi sosyal medyadaki o kızlara veya başörtülü influence 'lara tanıklık etse idi, acaba ne derdi ne yazardı ne yorum yapardı ? doğrusu çok merak ediyorum Örtü bizzat örtülü insanlar tarafından anlamından ve değerinden kaybettirilmekte ... Tabii bu asla bir genelleme değil olamaz da...
HidayetŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 2017302 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Umudu da satıyor namussuzlar, umutsuzluğu da"
8/10
·448 syf.··
2026 33. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 17:55
Dönemin kahpeliğini hissediyorsunuz okurken. Her cins her rütbe kahpelik. Beş yüz lira etmeyen kahpelikler... Epey düşündüğüm bir eser oldu. Öyle ki marksist ve din karşıtı olmasına rağmen okuttu. Çünkü bu "rağmen" gösteriyor ki taşıdığın sorumlulukta durmaksızın hakikati araman -öyle onu buldum diye kendini ya da milleti kandırmaktan kaçınman- ve benliğini yalnız geri kalmaktan değil ileri gitmekten de koruman gerekiyor, çizgiyi aşmayı kastediyorum. Zira insan bir kez haddini aşmayagörsün öyle kolay yozlaşıyor ki. Üstüne bir de bu yozlaşma kitleselse, yazarın bu nefret tavrı bir nebze anlaşılabiliyor. Ezanı dilenciye benzetiyor, örtü bir kara leke, ne anladıysa ondan Yasin'e bile öfkelenmiş. Anadolu'daki mücadeleyi sanki din düşmanları sürdürüyor gibi konuşmak, hele bunu fransız kadınları özleyen batı özentisi heriflerin yapması kanıma dokunsa da; sanırım tarihi biraz da savaşta ölmeyen adamlar yazıyor. Peki sen "vatan uğruna" türlü türlü kahpeliklerin ne kadarından sakınırdın? Kemiklerin sızlasa, gözün de patlasa? Veya boş bir odada hiçbir şeysiz yılları beklerken? Donarken ya da kan üstünde akarken? Biz yazarın dediği gibi, savaşı ve vatan kazanmayı aruzlu beyitlerden ibaret biliyoruz. Böylesi korkunç acılar üstüne laf söylemek ne haddimize...
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEM
Puan vermedi
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEMİN MEŞRUİYET ÜRETİMİ: ANTİK İMPARATORLUKLARDAN POST-SEKÜLER TÜRKİYE’YE BİR İKTİDAR ANALİZİ Din olgusu, insanlık tarihinin yalnızca metafizik ve aşkınlık eksenli bir fenomeni olarak değil; aynı zamanda siyasal egemenlik ilişkilerinin, ekonomik tahakküm biçimlerinin ve ideolojik hegemonya mekanizmalarının kurucu bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Tarihsel süreç içerisinde din, bireyin kutsalla kurduğu ontolojik ilişkinin ötesine taşınarak, devlet aygıtlarının meşruiyet üretiminde işlevsel bir aparat hâline dönüşmüştür. Bu bağlamda din, kimi zaman egemenliğin sembolik sermayesi, kimi zaman tahakkümün retorik zemini, kimi zaman ise ekonomik yeniden dağıtım ilişkilerinin kutsal referanslarla rasyonalize edilmesini sağlayan bir hegemonik diskur olarak tezahür etmiştir. Özellikle siyasal teoloji literatürünün işaret ettiği üzere, egemenlik ile kutsallık arasındaki ilişki tarihsel olarak birbirinden ayrıştırılamaz bir mahiyet taşımaktadır. Carl Schmitt’in “modern devlet kuramının bütün önemli kavramları dünyevileştirilmiş teolojik kavramlardır” önermesi, bu dönüşümün teorik çerçevesini sunmaktadır. Devlet, kutsalın dünyevî temsilcisi olarak kendisini aşkın bir otorite düzlemine yerleştirirken; din de siyasal iktidarın toplumsal rızayı üretme kapasitesini artıran bir ideolojik üstyapı unsuruna dönüşmektedir. Antik Yakın Doğu uygarlıklarında dinî söylem, modern dönemdeki ideolojik manipülasyon biçimlerinden farklı olarak daha çıplak bir iktidar pratiğinin metafizik çerçevesini oluşturuyordu. Yeni Asur İmparatorluğu , Ahameniş imparatorluğu ve Eski Mısır siyasal organizasyonlarında fetihlerin temel motivasyonu ekonomik artı-değerin denetimi, verimli tarım havzalarının kontrolü ve ticaret arterlerinin
Carl SchmittReinhard Mehring · Polity · 20131 okunma
9/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Oğuz Erdoğan kaleminden Soğuk kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 182 sayfalık bir kitap🩵 •90’lı yılların o dondurucu ayazı, vicdanın ve emirlerin birbirine girdiği dumanlı bir atmosfer, hissedilen tek şey kemiklere kadar işleyen o insanlık dramı. •Her şey Göle’nin o meşhur, insanı uyuşturan Eylül ayazında başlıyor. Kitap öyle bir giriş yapıyor ki, kendinizi bir anda nizamiyenin ortasında buluyorsunuz. Sadece yirmi yedi saniye... İki askerin kendi komutanlarını vurup firar etmesiyle başlayan bu kâbus, aslında buz dağının sadece görünen kısmı. Bu ne bir askeri mevzuata sığıyor ne de bir insanın zihnindeki hazır cevaplara. •O kurşunlar sadece bir bedene değil; bir annenin bir eşin yüreğine, bir subayın vicdanına ve koca bir ülkenin o dönemki karanlığına sıkılıyor. •Bir yanda askeri disiplin ve emirler, diğer yanda doğru nedir, yanlış nedir? diye bağıran o susturulamayan iç ses. O sorgulama aslında hepimizin vicdan azabı. •Aylin.. Eşini nöbet dönüşü pazar kahvaltısı için beklerken silah sesleriyle gelen o dondurucu sessizliği, cephedeki silah seslerinden daha gürültülü. •Kimliksiz kalmış, aidiyet ararken kendini bir çıkmazın ortasında bulmuş çocuklar... Onların hikâyesi, meselenin sadece silahlı bir çatışma değil, derin bir sosyolojik yara olduğunu yüzümüze vuruyor. •Oğuz hocam; ajitasyona kaçmadan, kimseyi kutsallaştırmadan ama kimseyi de bütünüyle yerin dibine sokmadan anlatıyor bu Soğuk gerçeği. Beyaz Toroslar, faili meçhuller ve o dönemin karanlık labirentleri arasında dolaşırken yazarın şu tespiti kalbinize oturuyor: "Vatan derler, din derler... ama bazen bu kavramlar sadece yoksulluğun üstünü örten bir örtü olur." •Okurken sadece Göle’nin ayazını değil, insanın insana duyduğu o buz gibi mesafeyi de
SoğukOğuz Erdoğan · Herdem Kitap · 20261 okunma
Sessiz Çığlık Doğu Türkistan
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 09:03
Asırlarca Türklerin vatanı olduktan sonra bir yandan Rusların bir yandan Çinlilerin baskısı altında kalmış, en sonunda Çinlilerin işgaline uğramış mazlum Doğu Türkistan'ı bizzat gidip gözlemleyerek anlatmış yazar. Bu Çinlilerin işgal yöntemi ise çok farklı. Sessizce, algılarla oynayarak, asimile ederek bir halkı yok ediyorlar. Görünüşte her şey normal ama aslında büyük bir zulüm yaşanıyor. Camiler açık görünüyor ama ibadet yapılamıyor. Başörtüsü yasak değil ama tek bir kadının başında örtü yok. Her an her köşe başında polislerle yaşayan, kendi örfünü kültürünü yaşayamayan, evlatlarını Çin'in asimile eğitimlerinden kurtaramayan mazlum Uygur halkı... Mutlaka okunması gereken bir eser. Bu konuda yapabileceğimiz en önemli hareket bilinçlenmek ve konuyu gündemde tutmak.. Tavsiye ediyorum.
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,137 okunma