Üzülüyorsun, takma diyorlar...
Kızıyorsun, değmez diyorlar...
Susuyorsun, iki çift laf et diyorlar...
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar...
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar...
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar...
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar....
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar...
Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar... Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen ölüm sana yakışmadı...
Normal tabii... Dirimizi beğenmediler...
Ölümüzü mü beğensinler...
Müşfik Kenter
Hatırlıyorum, yıllar önce Kahramanmaraş'ın kurtuluş törenlerinde halk galeyana gelmiş, Fransız işgal kuvvetleri askerini oynayan hemşerilerine sille tekme dalmıştı. Belediye başkanı mikrofonu eline alarak, "Yapmayın arkadaşlar, işgal kuvvetleri bizim insanımızdır. Sakin olun yahu... Bu bir müsameredir... Durun... Allah aşkına vurmayın..." diye haykırarak olası bir linçi zor engellemişti.
"İşte ben böyle bildiğin gibi:
Kaderi öpüp başıma komuşum.
Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum,
Belli efendim, besbelli
Yaşamaktan soğumuşum."
Turgut Uyar, Büyük Saat
Burası umutsuzluk çarşısı
Ama her dudakta her sabah binbir umut türküsü
Bu yokuşun ölüleri ağlamaz
Ayak sesleri derindedir duyulmaz
Güneşler, günler unutmak kadar uzaklarda saklanır, görülmez
Bu koskoca gürültü yaşamak mı?
Beklemek mi ölümü yeniden bilinmez.
Sevgilerimle karışık
Sadri Alışık