Ömer Yılmaz ÖZCAN

Ömer Yılmaz ÖZCAN
Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.
Üzülüyorsun, takma diyorlar... Kızıyorsun, değmez diyorlar... Susuyorsun, iki çift laf et diyorlar... Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar... Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar... Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar... Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.... Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar... Dikine gidiyorsun, yaşına başına yakışmaz diyorlar... Ölünce ne diyecekler? Muhtemelen ölüm sana yakışmadı... Normal tabii... Dirimizi beğenmediler... Ölümüzü mü beğensinler... Müşfik Kenter
Sayfa 148 - inkılap·Kitabı okudu
Reklam
OSURUĞA GÜLENİN, OSURUK KADAR AKLI YOKTUR!..
Sayfa 127 - inkılap·Kitabı okudu
Hatırlıyorum, yıllar önce Kahramanmaraş'ın kurtuluş törenlerinde halk galeyana gelmiş, Fransız işgal kuvvetleri askerini oynayan hemşerilerine sille tekme dalmıştı. Belediye başkanı mikrofonu eline alarak, "Yapmayın arkadaşlar, işgal kuvvetleri bizim insanımızdır. Sakin olun yahu... Bu bir müsameredir... Durun... Allah aşkına vurmayın..." diye haykırarak olası bir linçi zor engellemişti.
Sayfa 85 - inkılap·Kitabı okudu
"İşte ben böyle bildiğin gibi: Kaderi öpüp başıma komuşum. Gülüşüm, oturuşum, konuşuşum, Belli efendim, besbelli Yaşamaktan soğumuşum." Turgut Uyar, Büyük Saat
Şiir
Burası umutsuzluk çarşısı Ama her dudakta her sabah binbir umut türküsü Bu yokuşun ölüleri ağlamaz Ayak sesleri derindedir duyulmaz Güneşler, günler unutmak kadar uzaklarda saklanır, görülmez Bu koskoca gürültü yaşamak mı? Beklemek mi ölümü yeniden bilinmez. Sevgilerimle karışık Sadri Alışık
Sayfa 39 - inkılap·Kitabı okudu
Reklam