"Bu etmenler arasında bazıları genelde çocukluk cinselliği koşulları tarafından belirlenir ve böylece oğlanların erotik yaşamları için de eşit derecede geçerlidir. En başta başka insanlara —erkek ve kız kardeşlere, aralarında babanın da bulunduğu rakiplere— yönelik kıskançlıktan söz edebiliriz. Çocukluk aşkı sınırsızdır; mutlak sahiplik ister, her şeyden azla yetinmez. Ama ikinci bir niteliği vardır: aslında hiçbir ereği yoktur ve tam doyum sağlayamaz; bu nedenle de düş kırıklığıyla sona ermeye ve düşmanca tutuma yer vermeye yazgıldır. Son doyumun bulunmaması yaşamda daha sonraları farklı bir sonuca yol açabilir. Tam da bu etmen, ereklerine ket vurulmuş aşk ilişkilerinde olduğu gibi, libidinal yüklerin kesintisiz devamını güvenceye alabilir. Ama gelişim süreçlerinin gerilimiyle, libidonun, doyumsuz konumunu, yeni birini bulmak için terk etmesi düzenli olarak ortaya çıkar."