#184918608 Kasım Ayı Öykü
Resul Bulama 'ya
-Bu neyin nesi , pardon yanlış oldu , bu neyin y’si ?
-Yalnızlığın y'si , yazmanın y'si , bir de soyadının işte gereksiz bir şey.
.....
Böyle başlamamalıydı bir öykü aslında , fakat hep yazarımın suçu. Kendisi yalnızlığı bilmez pek , afili cümleler kurar bu konuda ama etrafı kalabalıktır onun hep. O bir taş sektirme ustasıdır. Yalnızlıktan anlamaz ama taşlardan çok iyi anlar.
…..
Yalnızlığı benden dinleyin siz asıl. Koca bir şehir yalnızlığını , kırka varmış yaşımla. Çocukken de yalnızdım ben , kardeşim bile yoktu , yoktu denmez gerçi bugün de yok. İki dedem de ben doğmadan önce ölmüş , kötü hastalıktan ikisi de. Beni parka götürecek bir dedem olmadı , olmadı denmez gerçi olmuşlar da yani ben görmedim erken ölmüşler.
Arkadaşlar falan vardı okullarda , fakat arkadaş mıydı onlar hangi okullarda. İsimleri cisimleri hepsi bir düş gibi belli belirsiz. Şehrin kenarından şehrin merkezine atardım kendimi binlerce kez , sanki yalnızlığım geride kalacakmış gibi , kalmazdı. Yalnızlığımı gezdirirdim , o da benim gibi pek akıllı sayılmazdı. Deli divane dolanırdık birlikte. Sinemaya gidelim mi yalnızlığım derdim , neden olmasın derdi , giderdik. Seninle şöyle sahile doğru yürüsek hay hay ne demek.
Birkaç kere aşık olmaya bile kalkıştım , yalnızlığım çok güldü buna , ben gülmedim ona fakat içerledim yani , mutsuz mu olmamı istiyor diye yalnızlığım. Sonra beni kıskandığını anladım kimseyle paylaşmak istemiyordu beni. Öyle denmez gerçi , insan bu ekmek gibi paylaşılmaz zaten. Şair de demiş ya hani , yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Yalnızlığımla kaç şehir gezdik sayısını unuttum. Hiç bırakmadı elimi sağolsun çok vefalıydı. Kitap da okumuyordum o zamanlar pek. Bir