Yine bir bayram geldi. Ancak bazılarımız bayramın geldiğinden haberdar bile olmadı. Şimdiki bayramların ne heyecanı ne de tadı var sadece adı var. Eski bayramlara hep özlem duyarız. Ve her bayramda “Nerede o eski bayramlar” der dururuz. Aslında eskiyen bayramlar değil, bizleriz. Zamanla bizler değiştik. Bireyselleştik, bencilleştik, dünyevileştik. Ve bayramı bayram yapan değerlerimizden uzaklaştık. Maalesef bayramları tatil olarak görmeye başladık.
Bayram tatil demek değildir. Bayram; aile demektir, sevgi demektir, birlikte olmak demektir, paylaşmak demektir, barışmak demektir, kavuşmak demektir, huzur demektir. Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmek, çocukları sevindirmek, ihtiyaç sahiplerine el uzatmak, mazlumun ve mağdurun yanında olmak çok kıymetlidir. Hataları affedebilmek, gelmeyene gidebilmek, aramayanı arayabilmek, vermeyene verebilmek bayramları anlamlı kılan erdemli davranışlardır.
Bayramlar kırılan kalpleri onarmak ve dargınlıkları sonlandırmak için önemli bir fırsattır. Bir sonraki bayrama erişebileceğimizin garantisinin olmadığını düşünelim ve bu fırsatları iyi değerlendirelim. Zaman su gibi akıp gidiyor ve ömür tükeniyor. Bu hayatta en değerli varlıklarımız olan sevdiklerimizi sadece özel günlerde değil, her zaman hatırlayalım. Onlara yaşarken değer verelim. Dünyaları versek ne geçen bir saniyeyi ne de kaybettiklerimizi geri getirebiliriz. Bunun farkında olalım.
Bayram gelir ama bayram her eve uğramaz. Çünkü bazı evlerde yokluk ve yoksulluk vardır. Bitmek bilmeyen dertler vardır. Ayrılık vardır. Özlem vardır. Bekleyen ve yolu gözlenen vardır. Tükenmiş umutlar vardır. Yarım kalmış hikâyeler vardır. Kısaca hüzün, acı ve gözyaşı vardır. İşte bu evlerde bayramlar hep buruktur. Bayramı buruk yaşayan kimseler, bir halk türküsünde ifade edildiği gibi