Osman Çay

Osman Çay
@osmncy
Önemli olan sadece yaşamak değil, yaşarken yaşatmayı da bilmektir.
Yönetici
Doktora
Ankara
40 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Osman Çay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·318 syf.·
2025 3. kitabı
Amin Maalouf
8.2/10 · 74,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sokrates'in Savunması
Sokrates cezanın kesinleşmesinden sonra, haksız yere mahkûm edildiğine inandığını söyler ve konuşmasını şöyle bitirir : "Artık ayrılık vakti geldi çattı, ben ölmeye sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz . Hangisinin daha iyi olduğunu sadece Tanrı bilebilir."
Alıntı
Bayramı bayram gibi yaşayalım ve yaşatalım
Yine bir bayram geldi. Ancak bazılarımız bayramın geldiğinden haberdar bile olmadı. Şimdiki bayramların ne heyecanı ne de tadı var sadece adı var. Eski bayramlara hep özlem duyarız. Ve her bayramda “Nerede o eski bayramlar” der dururuz. Aslında eskiyen bayramlar değil, bizleriz. Zamanla bizler değiştik. Bireyselleştik, bencilleştik, dünyevileştik. Ve bayramı bayram yapan değerlerimizden uzaklaştık. Maalesef bayramları tatil olarak görmeye başladık. Bayram tatil demek değildir. Bayram; aile demektir, sevgi demektir, birlikte olmak demektir, paylaşmak demektir, barışmak demektir, kavuşmak demektir, huzur demektir. Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret etmek, çocukları sevindirmek, ihtiyaç sahiplerine el uzatmak, mazlumun ve mağdurun yanında olmak çok kıymetlidir. Hataları affedebilmek, gelmeyene gidebilmek, aramayanı arayabilmek, vermeyene verebilmek bayramları anlamlı kılan erdemli davranışlardır. Bayramlar kırılan kalpleri onarmak ve dargınlıkları sonlandırmak için önemli bir fırsattır. Bir sonraki bayrama erişebileceğimizin garantisinin olmadığını düşünelim ve bu fırsatları iyi değerlendirelim. Zaman su gibi akıp gidiyor ve ömür tükeniyor. Bu hayatta en değerli varlıklarımız olan sevdiklerimizi sadece özel günlerde değil, her zaman hatırlayalım. Onlara yaşarken değer verelim. Dünyaları versek ne geçen bir saniyeyi ne de kaybettiklerimizi geri getirebiliriz. Bunun farkında olalım. Bayram gelir ama bayram her eve uğramaz. Çünkü bazı evlerde yokluk ve yoksulluk vardır. Bitmek bilmeyen dertler vardır. Ayrılık vardır. Özlem vardır. Bekleyen ve yolu gözlenen vardır. Tükenmiş umutlar vardır. Yarım kalmış hikâyeler vardır. Kısaca hüzün, acı ve gözyaşı vardır. İşte bu evlerde bayramlar hep buruktur. Bayramı buruk yaşayan kimseler, bir halk türküsünde ifade edildiği gibi
İnsanca Yaşayamadık
Eşsiz ve mükemmel bir şekilde yaratıldık ancak yaratanı ve yaratılış gayemizi unuttuk. O’na karşı olan sorumluluklarımızı yerine getiremedik. O’na değil, kula kulluk ettik. Ufak bir tökezlemede bile isyan ettik. Bunda da vardır bir hayır diyemedik. İnsandık ve insanca yaşayacaktık. Bu, bizim için büyük bir hayaldi. Ancak bu hayale ulaşmak için doğru adımlar atmadık ve yeterince çaba da göstermedik. Üstad Necip Fazıl “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.” der. Biz nur akan oluktan değil, kir akan oluktan beslendik ve kirli kaldık. Bu dünyada insanca yaşamak varken, insanlıktan uzak yaşamayı tercih ettik. İnsanı merkeze alan bir anlayışa sahip olamadık. İnsanı bir “değer” olarak göremedik. Önce insan diyemedik. İnsana insan olduğu için değer vermemiz gerektiğini unuttuk. Usta şair Ahmet Arif “Bir gönül inceliğidir, bir insana değerli olduğunu hissettirmek.” der. Biz bunu hiç yapamadık. Birbirimize merhaba diyemedik, hal hatır soramadık. İçimize kapandık ve birbirimize yabancılaştık. Birbirimize sarılıp kucaklaşamadık, hep uzaklaştık. Kalabalıklar içinde yalnız kaldık. Büyük şair Özdemir Asaf’ın “İnsanlar, insanların içinde, insana hasret yaşarlar.” dediği gibi insana hasret kaldık. Gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp “İnsan arıyorum” diyen Filozof Diyojen gibi insanlar içinde insan arar olduk. Aradığımız aslında insan değil, insanlıktı. Bunu fark edemedik. “Neyi paylaşamıyoruz, neyin kavgasını veriyoruz” diye belki hiç düşünmedik. Her yere sığdık da şu koca dünyaya sığamadık. “Bu uçsuz bucaksız yeryüzü ve gökyüzü hepimize yeter” diyemedik. Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya bize kalacak sandık. Bu dünyada misafir olduğumuzu unuttuk. “Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti, nice han nice sultan tahtı