Liberal düşünürlerin sıkça başvurduğu yanılgılardan biri, kendilerini ideolojilerin ötesinde gösterme ve ideolojilerin sonunu ilan etme iddiasıdır. Burada, taraflar arasında “tarafsız bir hakem” rolünü üstlenerek kendi ideolojisini dayatmaya çalışır (tabii ki tarafsız bir hakem gerçekte varmış gibi). Adeta der ki: “Kendi önemsiz meseleleriniz üzerinde dilediğiniz gibi tartışın, ama benimle çelişemezsiniz; değerlendirme hakkı yalnızca bana aittir.” Oysa sizde, bana karşı değerlendirme yapma hakkı yoktur, çünkü temelde elimde değerlendirilecek bir şey yoktur; sadece doğada ve evrende var olan fiziksel ve doğal yasalar vardır.
İşte bu nedenle De Saint-Just’un ünlü sözünü hatırlayabiliriz: “Özgürlüğün düşmanlarına özgürlük yoktur.” Dilediğiniz kadar özgür olabilirsiniz, ta ki onun otoritesini sorgulayıp koyduğu sınırları aşmayana dek… Bu, dinlerin geliştirdiği en etkili ve en az maliyetli propagandadır; bir dini kendisini dinin zıttı olarak sunar. Bu sayede liberal, tarafsızlığını ve hükmetme hakkını iddia edebilir.