Kultigin

Puan vermedi·
Ayuboğlu’nun kullandığı dile derin bir hayranlık ve hayret duyuyorum. düşünce dünyasındaki Türkçe dili kullanımını , olağanüstü bir seviyeye ulaştırıyor . Gereksiz terim şişkinliğinden ve Avrupa dillerinden yapılan zorunlu olmayan ödünçlemelerden bilinçli biçimde kaçınıyor; bunun yerine Türkçenin kendi içinde barındırdığı türetimsel ve anlamsal olanakları son sınırına kadar yoklamayı tercih ediyor. Bu dilsel tercih, sanıldığı gibi bir dil milliyetçiliği tavrı değil; daha çok epistemolojik bir duruşun ifadesidir. Ayuboğlu, derin düşünmenin zorunlu olarak karmaşık bir dil gerektirmediği varsayımından hareket eder; aksine, sınırlarını bilen, kendi iç düzenine hâkim ve imkânlarını disiplinli biçimde sınayan bir dilin düşünceyi daha sahici biçimde taşıyabileceğini gösterir. Metinlerinde Türkçenin biçimbilimsel yapısına yönelik son derece incelikli bir bilinç açıkça görülür. Özellikle eklerin kullanımında, onları yalnızca dilbilgisel unsurlar olarak değil, doğrudan düşünme araçları olarak işlevlendirmesi dikkat çekicidir. Ek, onun yazısında biçimsel bir ekleme değil; kavramsal ayrımları üretmeye yarayan hassas bir mekanizmadır. Bu sayede cümle, düşüncenin ani ve dışsal terim sıçramalarına başvurmaksızın, kendi içinden kademeli olarak gelişmesine ve ayrımlaşmasına olanak tanıyan bir anlamsal esneklik kazanır.
Felsefe
İnsanın Boyutlarıİsmet Zeki Eyüboğlu · Çağdaş Yayınları · 197917 okunma
Reklam
Puan vermedi
Heidegger’in düşüncesinde aydın, modern anlamıyla bilgi taşıyan ya da genel fikirler yayan kişi değildir; o, varoluşsal bir konumdur — insanın, varlıkla kurduğu ilişki üzerinden belirlenen bir hâl. Heidegger, Varlık (Sein) ile var olanlar (Seiendes) arasında keskin bir ayrım yapar. Gerçek aydın, yalnızca var olanlarla — bilgiyle, olgularla, nesnelerle — meşgul olmaz; bizzat Varlık’ın kendisiyle, yani “neden hiçlik değil de bir şey vardır?” sorusuyla yüzleşir. Böylece onun düşüncesi, dünyaya dair açıklamalardan çok,varoluşun sesine kulak verme çabasıdır. Hümanizm Üzerine
Hümanizm ÜzerineMartin Heidegger · Türkiye Felsefe Kurumu · 201397 okunma