Bu tür insanların toplumun çimentosu olarak kabul edilip onurlandırılması gerektiğini düşündüm. Tuhaf bir fikir! Tanrıyı ve azizleri düşünerek kendimize kınamaya devam etmektense, bu insanlar için yılda bir kez törenler düzenlenmeli, onları çiçekler içindeki at arabalarına bindirmeli, yoldan geçerken de yerlere kadar eğilmeliyiz.
Ya sonra? Yaşamaya nasıl devam edilir, günün birinde kopmaya nasıl tahammül edilir? Bir sevincin anlık ayrılık duygusuna yerini bırakması nasıl olur? Bu sevinç insanın katmanları içinde hissedilebilir mi? Nihai sevincin ölümle bir bağı var mıdır?