Spoiler içerir
Yazar Büyük buhran döneminde Amerika'da yaşayan küçük çiftçilerin yok oluşunu var olma çabalarını anlatıyor. Kapitalizmin yıkıcı etkisi derinlemesine işlenmiş. Kitap, toprağına bağlı, aile bağları güçlü bir ailenin topraklarının elinden alınmasıyla Oklahoma'dan California'ya umut dolu yolculuğunu ve vardıklarında ki hayal kırıklığını anlatıyor.
John Steinbeck tam bir betimleme ustası. Görsel betimlemelerinin yanında duygusal betimlemeleriyle de umudu, açlığı, çaresizliği iliklerinize kadar hissetmenize neden oluyor.
Küçük çiftçilerin yok oluşu büyük fabrikaların var oluşuna dönüşüyor. Çiftçilerin ürünü para etmiyor açlıktan ölen insanların yanı başında ki meyveler çürüyüp toprağa karışıyor, çiftçi toprağını kaybediyor o da açların arasına karışıyor, açlık büyüdükçe işçi artıyor, işçi arttıkça yevmiyeler düşüyor, yevmiyeler düştükçe...
" Halkın ruhunda büyüyen gazap üzümleri olgunlaşıp ağırlaşıyor ve bağ bozumuna hazırlıyordu."
Anne karakteri umutların tükendiği her anda ailenin dağılmasından endişe ediyor, dizginleri ele alıyor hırçınlığı ile umuda bağlanıyor koruyuculuğu ile insanı derinden etkiliyor.
Kitapta karakterlerin derinlemesine ele alınmamasının, sınırlı bırakılmasının sebepleri olduğunu düşünüyorum. Belki de yazar okurlarının Joad ailesinden biri olmasını istiyor. Bunu da başarıyor.O kamyonetin kasasında joad ailesi ile birlikte çölü aşıyor, meyve bahçeleri arasından geçiyorsun.
Yolculuk boyunca kayıplar yaşanıyor. Son kayıp ve onun John Amca tarafından uğurlaması...
"Git de şöyle onlara, yüzüp giderken parçalana parçalana anlat onlara. Ancak öyle konuşabilirsin sen. Oğlan mıydın kız mıydın onu bile bilemedik. Bilemeyeceğiz. Git artık, kal sokakta. O zaman anlarlar belki."
Kitaptan keskin bir son bekleyenler tatmin olamayacaklar. Kitap birçok