Abşalom Abşalom
Faulkner'ın 7 kitabını okudum ve bazılarını tekrar tekrar okuyorum, beni en fazla zorlayan kitabı "Ayı", Faulkner'ı okuyup zorlanmayacak bir okur yoktur, konu itibariyle de teknik olarak da zor ama çözmeye başladıkça inanılmaz bir keyif veren. Mezar Kazanlar'ı Bülbülü Öldürmek kitabı ile eşdeğer görebilirsiniz muhakkak okunması gereken bir eser ve bazı kurgusal karakterler gerçek olsa dünya daha iyi olurdu dediğimiz muhakkak olmuştur bu iki kitabın ana karakterleri de kesinlikle öyle. Benim en beğendiğim Faulkner kitabı -ki beğenmedim yok- en iyisi kesinlikle Abşalom Abşalom, bu kitaptaki Quentin karakteri Ses ve Öfke'nin de ana karakterlerinden biri ve bence yazılmış en karmaşık karakterlerden biri , okumayı karakter analizlerini seven herkesin tanımayı isteyeceği bir kurgusal karakter.
İnsan öyle boş bir eve ait hisseder mi?
Müzik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Deli Dolu !
Aynen öyle Biladerim ! Tam üstüne bastın. Biraz DELİ biraz da DOLUyumdur 👻
İnsan ve Duygular
ne olsun istiyorsun sen şeyma
öyle, gereksiz
Kitaplar benim hoşuma gidiyor ok?
Lise ortamını öyle düşünüyorum ehehe~BEKLE BEN 11.SINIF OLCAM NE YAPICAM BİLEMİYORUM YAAA😫🥹🥹🥹
İnsan, hayat-ı beşeriyetin nihayetsiz yolları üzerinde, ekseriyetle saadet-i hayâlin uzak ufuklarında kaybolur. Zanneder ki gönlün aradığı o sükûn-ı ebedî, ancak bütün arzuların nihayet bulduğu bir menzil-i baîdde kendisini beklemektedir. Hâlbuki ruhun en mahrem köşelerinde saklanan bazı saadetler vardır ki, bir vuslat ânından ziyade, o vuslata doğru sürüklenen kalbin ince intizarında zuhur eder. Çünkü ümit, insanın karanlık gecelerine serpilmiş nûr-ı seher gibidir; henüz gelmemiş günlerin vaadini taşıyan sessiz bir tesellidir. Bazen bir hatıra-i latîfenin gölgesinde, bazen bir tebessüm-i manidarın bıraktığı derinlikte, yahut yalnızca varlığını bilmenin kâfi geldiği bir kişi… Bazen de ismi konulamayan bir hiss-i muhabbetin sessiz akislerinde yaşar. Öyle duygular vardır ki tarif edilmeye çalışıldıkça solgunlaşır; ancak kalbin derinliklerinde yaşandığı vakit hakikatini bulur. Belki de mesutiyet, hayat yolunun sonunda bekleyen kusursuz bir saadet değildir. Belki mesutiyet; meçhul yarınların karanlığına rağmen gönülde muhafaza edilen o ince ümit, o nazlı bekleyiş ve ruhu yarına bağlayan o görünmez bağdır. Zira insan bazen vardığı yerde değil; yol boyunca büyüttüğü hayallerin, sakladığı hislerin ve kaybetmediği ümidin içinde tamamlanır.