nasıl da atıyor kalbim bu yalanları!
anahtarı içerde unutulmuş bir kapı telaşından senin kalbin,
bense kendini kesmek için bilenmiş bir bıçağım, hepsi bu!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
her insanın hayatında muhakkak yanından hiç ayırmadığı bazı eşyaları vardır.
bugün herkes için bunlardan bir tanesinin telefon olduğu hususunda herhalde şüphe yok.
benim için bu vazgeçilmez ve yokluğunda kendimi daima eksik hissettiğim şeylerden biri kalemim.
bir diğeri ise saat. saatimle aramda kurduğum bu derin bağ; vakitle de olan bağım gibi. hayatın kayıtsızca ve azade geçtiği, insanın saate hiç bakmayı arzu etmediği veya ihtiyaç hissetmediği zamanlarda da onu bir parçam gibi taşımayı çok seviyorum. bir yere yetişmem, vazifelerimi tamamlamam gereken zamanlarda da. şimdi düşününce belki bu garip ilişkinin bir noktasında onunla zamanı tutuyormuşum sanki ona hükmedebilirmişim vehmine, tutkusuna kapılmanın da belki bir rolü var. onun için sadece bir aksesuar olarak saat takmayı hiç bir zaman tam olarak anlayamadım.
kim bilir. belki kalemim yanımda olduğunda da hatta hiç yazmayacak olsam dahi onun benim yanımda ve daima yazmaya hazır olduğunu bilmekle, öğrenebileceğimi ve bu insanın dinmek bilmeyen öğrenme tutkusunun onunla bir nebze huzur bulabileceği idrakini de taşıyorum.