Hikâyeye ve kahramanı Rıfat’a dair bir kaç not belki hatıra;
Beylik yıldızlarıyla kadifeden yastığında yatmaktansa gölün sularına dökülen gece ve hiç bir şey söylememekten doğan şiir.
Kederiyle koynunda serçeleri değil de olsa olsa yırtıcı kuşları saklayabilir bir adam.
Yeniden yeniden çocuk olmak isteyen, büyüyemeyen ama çocuk da kalamayan Rıfat. Çocukluğunda bir şeyleri tamir etme arzusu duyan, en çok da çocukluğunu icad etmeye çalışan Rıfat.
Günlerin aynı kaba damlamadığını fark eden ve onları biriktirebilmek için bir hikâyeye ihtiyaç duyan Rıfat.
Kibirli ve saldırgan, insanlarla yakınlaşma çabasından vazgeçen Rıfat.
Ancak biraz durduğumuzda ve bildiğimiz her şeyi unuttuğumuzda o kirli, soğuk dikdörtgenden çıkabileceğimiz düşüncesine sahip Rıfat.
Bir de sessiz telefonları, sevgilisinden gelen mektupları bekleyen ve beklemekten vazgeçip kendisi arayan, kendisine mektup yazan Rıfat..
Kitapların ve müziğin içinden çıkıp limandan ayrılan gemilere aklı takılan Rıfat.
Hayatın önünü tıkayan hatıralardan kaçan, hayallerin iyi olduğunu savunan ama hatırlıyor mu yoksa hayal mi ediyor ayıramayan Rıfat.
‘Yaşamadan ölebilirdim ama ölmeden yaşayamıyorum.’ diyen Rıfat.
Seyirci olmanın ezeli mahcubiyetini taşıyan Rıfat.
İlhan Berk’le sahile inen ve bir kadını korkunç seven Rıfat.
A bir de değişmek için kim bilir belki de deliliğini sürdürmek ve korumak adına kitap okuyan adam.
Son olarak kendimi savunayım derken kendine kolayca razı olan Rıfat.