âişe

kitaba dair birkaç satır bir tatlı hatıra kalsın diye.
Puan vermedi·88 syf.·
2025 9. kitabı
Bazı insanların duruşunda bir sükûnet, huzur hali oluyor. Kendim kıpır kıpır bi insan olduğum için belki bu bilgeliği ve güzel ahlakı çağrıştıran sükûnet hali gıpta uyandırıyor bende. Mehmet Dinç de çoğu zaman dinlemeyi sevdiğim bir yazardı. Bu, onun okuduğum ilk kitabı. Dört bölümden oluşan kitap bir sohbet tadında. Ama dolu dolu ve bir dostla konuşurmuş gibi samimi, hikmetli bir ruhu var. İlk bölümünde isimlerimizin ve etiketlerimizin ötesinde var olan hikayelerimizden bahsediyor. Hepimizin bir hikayesi var hani Ayşe Şasa da diyordu ya “Kıyamet günü yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim.” diye. İşte onu hatırlatıyor. Ve bunu fark edince kimin hikayesini yaşadığımız da hikayemizin şahitleri de bu hikayelerin hayatlarımızı nasıl şekillendirdiği de birer birer anlam kazanıyor. Hikayelerimize dair daha pek çok soru ve farkındalık da doğuyor. Bir sonraki bölümde ruhumuza bir pencere açıyor yazar. Ruhumuzu en çok yaralayan nedir, onu nasıl sakınırız.. ve iyi bir ruh haline sahip miyiz ve nasıl sahip oluruzun da cevaplarını barındıran şifa mahiyetinde bir bölüm. Ardından bir şehir geliyor. İçimizde yaşayan bir şehir, şehirle insanın ilişkisi, içimizdeki şehri imar etmek.. her şeyi bırakıp gitmek isteyenlere de yaşadığı şehri sevmeyenlere de dokunuyor yazar. :) Şehrimizi nasıl imar ve inşa edebiliriz ince ince zarif bir dille ele alıyor. Kelimelerden de bahsediyor mutluluktan da sebat göstermekten de sahicilikten de.. Son olarak alma ağacından bahsediyor. Alma ağacı da neymiş derseniz bir deyim. Bizim oralarda bu deyim 'hep alma dalında' şeklinde ifade edilir. Ama bu alma mevzusuna bambaşka bir pencere açıyor yazar. Neyi almak diyebiliriz belki ama o unuttuğumuz almayı anlatıyor .. neleri neleri almıyormuşuz neleri neleri almalıymışız birbir anlatıyor
Ruh Sağlığımızı KorumakMehmet Dinç · Muhit Kitap · 202486 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·78 syf.·
2024 9. kitabı
fakat bazen merhem yaranın ta kendisidir. bu şiirler şifa gibi, yaramızı sağaltan.. hangi yara ki sızlamadan onulur? bu şiirler, metropollerin cansız ruhsuz şuursuz karmakarışık dünyasında bir yudum su gibi gönlümüzdeki sır gibi toprağa düşen şehidin kanıyla sulanmış gibi mazlumların derdiyle hemhal olmuş gibi yurdundan, kendinden uzak düşen ruhumuzun aynadaki sureti gibi arayışlarımız gibi kaybedişlerimiz gibi mağlubiyetimizin karinesi gibi derinden bir ah gibi gözleri yaşlı bir derviş gibi ölürken hırıltılı nefesi duyulan bir ceylan gibi akan kan gibi siyah bir mürekkebin yazıya dökülmesi gibi iman gibi aşk gibi biz gibi. iyi ki var.. kalemleri yaratan, kelâmı ve gönlü bir sır kılan zât'a kelimeler ve tesbihler adedince hamd olsun. kitaba dair bir hatıra kalsın diye.
Mağlubiyet KarinesiSeyyid Ensar · Profil Kitap · 2018101 okunma
Puan vermedi·212 syf.·
2023 2. kitabı
Betimlemeler, anlatımlar, söyleyişler hep Anadolu.. Bu toprakları bu coğrafyayı bize anlatan hem de anlatılan köyün havasını soluyormuş, kuşların cıvıltısını duyuyormuş, kekliklerin ötüşüne kulak veriyormuşuz gibi bir his.. Ağaçları, meyveleri, bahçeleri geziyormuş, binaların arasından sıyrılıp yaylalarda, tepelerde dolaşıyormuş gibi güzel, tatlı bir his. İşte Mustafa Kutlu’nun hikayesindeki bu hissi seviyorum. Bu inceliği, bu tabiatın derinliklerine nüfuzu, her yürüyüşümüzde yahut bir ağacın altında dinlendiğimizde bak bu hangi ağaç biliyor musun diye soran, bak bu ıhlamur ağacı, çok güzel kokar bu diyen, arabayı durdurup yol kenarındaki ağacın yapraklarının, çiçeklerinin kokusunu duyayım diye dallarını yaklaştıran.. Çınarı, eriği, zeytin ağaçlarını gösteren… Bir demet çiçeği, bir tane gülü bir anda getirip parmaklarının arasına sıkıştıran birinde daha seviyorum. Ben ki yollarda bir hanımeli kokusuna meftun, bir de söğütlerin suya meyline aşık, sudaki akislerini izlemeye hayran ama şehrin sokaklarında büyümüş tabiatın maalesef uzağında sayılan bir modern zaman çocuğuyum. Yalnız bu fıtriliği, bu toprak sevdasını çok seviyorum. Bu hissi en çok yakaladığım, her ağacı seyretmek, her yaprağa dokunmak, her şeyi izlemek istediğim, uzun yürüyüşlerin en tatlı geldiği yer Fas’tı. O ne denli güzel ülke, ne harika şehirlerdi. Şehrin göbeğinde sabahları kuş sesleri ile uyanmak harikuladeydi .. Yalnız tabiat değil binaların içinde insan ruh hisseder mi? Fas’ın camiilerinde, sokaklarında, kapılarında dahi o ahenk var. İstanbul’da Süleymaniye’de birkaç rekat kılmak, Şehzade Mehmet camiinde kubbeyi seyretmek, Valide-i Cedid’in avlusunda zamanın nasıl geçtiğini bilememek, Maraş’ta Bektûtiye camiinin avlusunda o küçük havuzun sesini dinlemek.. Eyüpsultan’da bir sabah namazı pencereden
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,2bin okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2023 1. kitabı
'Merakımız varsa dahi ilgi duyamıyoruz, dikkat kesilemiyoruz. Dikkatimiz yazılım ara yüzeylerinin arasında, bir yüzeyden diğerine atlamakla meşgul.' diyen yazar, ‘Dikkat kesilelim de hangisine dikkat kesileceğiz?’ diyen ben :) Bu incelemeyi görünce muhtemelen 'Dikkat kesilecek kadar mühim mi?' diyen siz de haklısınız. Kitap tam olarak da bunu anlatıyor. Çağımızı diğer çağlardan ayırt eden karakteristik özelliklerini, insanımızın, toplumumuzun genel vaziyetini ortaya koymayı hedefliyor, bir eleştiriye tâbi tutuyor da diyebiliriz. Bu gerçekler elbette biraz çarpıcı biraz yaralayıcı çokça da rahatsız edici. Okurken tam olarak böyle demekten kendinizi alamıyorsunuz. Derin olanı düşünelim. Durmayı, seyr etmeyi, tefekkür etmeyi, dinlemeyi ve hayret etmeyi.. Bunlar hala var mı? Ya da bunları en çok yaptığımızı sandığımız anlarda bile gerçekten yoğunlaşabiliyor muyuz, kendimizi o an’a bütünüyle verebiliyor muyuz? Kitap okumak bizim için kitap biriktirmekten fazlası mı? Bir diğerine geçmek hızı mı daha büyüleyici yoksa aynı kitabı belki yüz kez okuyabilecek vukufiyetin peşinde miyiz? Yürüyor muyuz? Hayır ihtiyaçtan hâsıl olan yürüme durumunu kastetmiyorum. Bir yere yetişmeden, zihnimizi dinlendiren, koşturmayan, yetişme çabası olmayan bir yürüyüşü kastediyorum. Yahut en sevimli gezilerimizde de fotoğraf karelerinden bağımsız anlar var mı? Tabiatı duyumsamayı, o anı bütünüyle yaşamayı kastediyorum. Yoksa yorgun muyuz? Herkesin nasılsın sorusuna az çok verdiği cevaplar bizim de cebimizde mi? ‘İyiyim, ne olsun, koşturuyoruz..’ ‘Evet, ne iyi oldu ben de seni arayacaktım ama hep bir telaşe, nasıl yoğun anlatamam..’ Hepimizin yaşadığı, bildiği, içinde olduğu belki adlandırıp anlamlandırdığı belki de söyleme dökmediği bir yorgunluk ve yetişememe hali.. En çarpıcısı da nasıl farkında
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,180 okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2020 32. kitabı
Hikâyeye ve kahramanı Rıfat’a dair bir kaç not belki hatıra; Beylik yıldızlarıyla kadifeden yastığında yatmaktansa gölün sularına dökülen gece ve hiç bir şey söylememekten doğan şiir. Kederiyle koynunda serçeleri değil de olsa olsa yırtıcı kuşları saklayabilir bir adam. Yeniden yeniden çocuk olmak isteyen, büyüyemeyen ama çocuk da kalamayan Rıfat. Çocukluğunda bir şeyleri tamir etme arzusu duyan, en çok da çocukluğunu icad etmeye çalışan Rıfat. Günlerin aynı kaba damlamadığını fark eden ve onları biriktirebilmek için bir hikâyeye ihtiyaç duyan Rıfat. Kibirli ve saldırgan, insanlarla yakınlaşma çabasından vazgeçen Rıfat. Ancak biraz durduğumuzda ve bildiğimiz her şeyi unuttuğumuzda o kirli, soğuk dikdörtgenden çıkabileceğimiz düşüncesine sahip Rıfat. Bir de sessiz telefonları, sevgilisinden gelen mektupları bekleyen ve beklemekten vazgeçip kendisi arayan, kendisine mektup yazan Rıfat.. Kitapların ve müziğin içinden çıkıp limandan ayrılan gemilere aklı takılan Rıfat. Hayatın önünü tıkayan hatıralardan kaçan, hayallerin iyi olduğunu savunan ama hatırlıyor mu yoksa hayal mi ediyor ayıramayan Rıfat. ‘Yaşamadan ölebilirdim ama ölmeden yaşayamıyorum.’ diyen Rıfat. Seyirci olmanın ezeli mahcubiyetini taşıyan Rıfat. İlhan Berk’le sahile inen ve bir kadını korkunç seven Rıfat. A bir de değişmek için kim bilir belki de deliliğini sürdürmek ve korumak adına kitap okuyan adam. Son olarak kendimi savunayım derken kendine kolayca ra­zı olan Rıfat.
Seyrek YağmurBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20212,773 okunma