âişe

Ne aça acımalı, ne bîkese, ne yoksula... Kim ki sensiz, kim ki senden habersiz; ona yanmalı, ona ağlamalı...
Sayfa 83 - Kubbealtı Yayınları
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Sana "Git!" demiştim. Ammâ sözümü geri alıyorum, ey benim hal âşinâm, sırdaşım, yoldaşım gitme. Bilirsin ki sevdâ lugatında isyan ve hırçınlık, itâat ve inkıyâdın yerini almıştır. Bir reddin içinde bin kabul olduğu gibi..
Sayfa 67 - Kubbealtı Yayınları
Kimyâ, simyâ ne ola? Âlem halkı toprakları altın kılmaya uğraşırken, altınları toprak etmek zevkini de gene bana sen öğrettin.
Sayfa 69 - Kubbealtı Yayınları
Suya salıverdiği kâğıt kayığının batışına şaşan bir çocuk gibi, nem varsa dibe çöken, sürüklenip giden ya da dağılıp gözden kaybolan bir coşkun dere kenarında, hayretteyim. Bilmem ki neden bu haşmetli cereyânın söz geçiremediği, elimden alıp kaçıramadığı bir sen varsın, ey gönül yarası!
Sayfa 56 - Kubbealtı Yayınları
Bak, şu zavallıya bak... davranıp davranıp kalkamadığı, yada kalkmak istemediği alçacık duvarın üstünde nasıl harap, nasıl perişan... yanında aradığı hayâli bulamayan ellerini taşlara batırıp canını yaktığından kimsenin, belki kendinin de haberi yok. Amma biz, bir tahassür uğrunda can verip can almış şehitler soyundanız; bir delik deşik yüreklinin gizli feryâdını hiç, nasıl duymayız?
Sayfa 50 - Kubbealtı Yayınları