Nasıl da beklerdim gelişini,
önümde bir eda ile geçişini,
duyardım uzaklardan rüzgârın esişini,
hüzünle bakardım sokaktan gidişini...
Ben seni hâlâ aynı yerde bekliyorum , burada yıllarca duran heykellere benziyorum .
Buralar biraz hasret,
biraz özlem,
biraz da sen kokuyor.
Senin yokluğunda ne mi yapıyorum? - sadece tekrar geçişini umuyorum...
Canan🍂
Kendini bulmak ve en çokta kendinden kaçmak noktasındayım. Varoluşumun devasa sancısını bastıramıyordum. Kimim sorusundan ziyade nerede olduğum sorgusundaydım. "Her yerde olan hiç bir yerdedir" diyen yazara hüküm sürüp, aidiyetimi sağlamaya çalışıyordum.
Ben uzun zamandır yokum, kimliğim asılsız, varlığım sorgulanır önü iliklenilir bir hakim tarafından. Körpe vicdanım. Sesimi duyabilsem kim bilir neler anlatacaktım kendime? Belki de Tolstoy'un itiraflarından daha gerçekçi olurdu itiraflarım.
Canan🍂
İyi bir insan olmadığımı anladığımdan beri daha kötüsü olmak gayretinde olduğumu gördüm. Yağan bu yağmur yüreğimde yanan ağıtlardır. Ben uzun zamandır kim olduğumu bilmiyorum ve kimsesizim...Anlatmam gereken o kadar çok şey varken sessizliğe gömülmüş, çaresiz kendime çareler aramaya çalışıyorum. Oysa içimdekinden kurtulsam en iyisi olmayı başarırdım. Hiç yalnızlıkta görmedim kendimi, izin vermedim karanlıklarda kalmaya, nihayetinde korkunç yarınlar geçirdim korkunç adamlarla. Her biri bir parçamı söküp almışken ben hâlen varolduğuma inanmaya çalışırdım.
Ne olmuş bana? Ne hâl ki bu beni benden almış, kara topraklar üzerime. Bahtıma sığınıyorum.
Canan🍂