Kalmak, sinsi bir kaderin sahibinin eline tutuşturduğu intihar silahı gibidir, aciziyyetin doruklara ulaştığı bir hiçlik hali. Rüyasında koşan bir kötürümün uyanışı kadar ağır ve kaçışı imkansızdır. Zaman büyüteç merceğinden görünür kalanlara, her şey ağırlaşır, buharlaşır ve dolaşır. Yorganın altındaki karanlık gibi sınırsızdır kalma hali, bir adım dahi ilerlemeden içinde öylece duran, geceyi uzatan uykusuzdur kalan.
Yaz kahvaltılarından alınan neşe, sadece turistlere nasip oluyordu, bazı insanlar dünyaya turist olarak geliyor ve yaşam onların memnuniyeti için debeleniyordu, hassas bir ev sahibi gibi varını yoğunu önlerine döküyordu adeta.
Oysa dünyaya yetim olarak doğanlar ve bazı başkaları çoğunlukta, yeryüzünün yerlileriydiler.
Ben, diğer herkesin görüşündense, sadece benim görüşümün benimsenmesini isteyecek kadar düşüncesiz ve insan aklının uydurması olan masalların, Tanrı kelamı yerine konmasını isteyecek kadar budala değilim.
Yine, "Niçin serveti, zengin Crassus'un servetinden daha büyük olan Papa, biricik Aziz Petrus Bazilikası'nı kendi parasıyla değil de, inançlı fakirlerin parasıyla inşa ediyor?"