Özden

Kendi hayat hikayemizi ne kadar sık anlatırız? Ne kadar sık düzeltmeler yaparız, güzelleştiririz, kurnazca kesintilere gideriz? Hayat uzadıkça, çevremizde hikayemize meydan okuyacak, bize hayatın bizim hayatımız olmadığını, sadece hayatımız hakkında anlattığımız hikaye olduğunu anımsatacak kişiler de azalıyor. Başkalarına ama -esas olarak- kendimize anlatılan bir hikaye.
Sayfa 103·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ne kadar çok öğrenirseniz, o kadar az korkuyorsunuz. Akademik çalışma anlamında "öğrenmek" değil de pratik yaşam anlayışı içinde öğrenmek.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Alıntı
Hayatta daha sonraları, biraz huzur beklersiniz, değil mi? Bunla layık olduğunuzu düşünürsünüz. Ben de düşündüm. Ama öte yandan liyakatin ödülünün hayatın işi olmadığını anlamaya başlarsınız.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı
Adrian: yaşamın istenmeden bağışlanmış bir armağan olduğunu, düşünen insanın hem yaşamın doğasını hem de bu doğanın birlikte geldiği koşulları incelemek için felsefi bir görevi olduğunu ve eğer bu kişi hiç kimsenin istememiş olduğu bu armağandan vazgeçmeye karar verirse, o kararının sonuçları üzerinde hareket etmenin ahlaki ve insani bir görev olduğunu söylüyordu.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Korkularımızın bir başkası da buydu: Yaşam'ın Edebiyat gibi çıkmayacağı korkusu. Ana babalarımıza bir bakın, Edebiyatın malzemesi miydi onlar? En iyi olasılıkla, gerçek, hakiki, önemli şeylerin olabileceği toplumsal bir arka planın parçası olarak, seyirci ve izleyici durumuna özlem duyabilirdi onlar.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam