Yenitaş çağı topluluklarından hızla uygarlığa ve şefliklerden monarşiye geçilen Mısır'da kral, Mezopotamya yöneticilerinden farklı olarak, tanrının vekili değil, bir tanrı sayıldı.
Sami toplulukların Sümeri fethetmelerinden sonra, Sami dilinin Sümercenin yerini almasna karşın, din dili Sümerce olarak kalır. Onunla birlikte, bazı Sümer düşünceleri ve inançları da kalır.
"Gılgamış ile Agga" belgesinde, Gılgamış'ın savaş kararı almadan önce kentin "uluları" ve "askerler" denen kesimlerine ayrı ayrı danışmasından anlaşılabileceği gibi, kent devletlerinde ilkin ilkel demokrasi düzeni vardı. Bu da demokrasinin, Eski Yunan buluşu olmayıp; uygarlığın başında dünyanın çeşitli bölgelerindeki ilk uygar toplumların birçoğunda yaşanan kent devlet döneminde görülebilen bir düzen olduğunu gösterir.
Dinci düşünüş katmanlı uygar toplum döneminde oluştuğu ve egemen katmanın bir kolu olan din adamlarınca sistemleştirildiği için, ideolojik boyutu olan bir düşünüştür. Onunla dünya, egemen katmanların bakış açısından algılanır ve değerlendirilir. Dinsel kurallarla dünyaya, topluma daha çok egemen katmanların duygu, düşünce, istek ve çıkarlarına uygun bir biçim verilmeye çalışılır. Ya da ortada böyle biçimli bir düzen varsa, sürdürülmeye çabalanır.
Katmanlaşmış uygar toplumların "dinsel düşünüş" biçimine sahip oldukları söylenebilir. Bu dinsel düşünüşün (örneğin egemen topluluğun totemlerinin tanrılaştırılmasında görüldüğü gibi) ideolojik bir boyutu da vardır. Siyasal boyutu yönetici-tanrı benzetmesinin geliştirilmesiyle oluşturulacaktır. Bu boyu, imparatorluklar döneminde, tüm insanların tek yöneticisi (imparator) ile tüm evrenin tek yöneticisi (tek tanrı) benzetmesine varacaktır. Cennetli cehennemli (sınıflandırılmış) bir öte dünya kavramının getirilmesiyle, en olgun biçimini alacaktır.