Zoroastercilikte (Zerdüştçülük) bu dünyayı hor görüp ötedünyayı yüceltme yoluyla bir ötedünyacılık işlemiş olmadığı gibi ötedünya kavramı ölümsüzlük vaadi noktasında bırakılmıştır. Çalışma, kötülük güçlerine karşı en etkili savaş biçimi görülürken, tarlayı ekenin dua eden kadar saygıdeğer olduğu söylenmektedir. Kanlı kurbanların kesinlikle yasaklandığı, oruç tutmanın insanının kendisine işkence etmesi sayılarak hoş görülmediği bir inançtır. Asetizmin (insanın kendini çilelere sokarak benliğini öldürüp tanrıya kavuşma girişimlerinin, çileciliğin) insanı başkasının sırtından geçinen bir asalak yaptığı için günah sayıldığı Zoroasterciliğin emekten, emekçiden yana olduğu söylenebilir. Bu yoruma, üretime katkı yapmaktan uzaklaşıp asalaklaşan Ortadoğu din adamlarının geliştirdikleri inançlara karşı bir çalışma ahlakı getirmeye çalıştığı eklenebilir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İsrail Krallığı soylularının Babil sürgününden sonra, Tevrat'ın kitapları derlenmeye başlanmıştı. İsrail krallığı soylularından farklı olarak Yuda (Yahudi) krallığı soyuları, Babil'e kitaplı gittiler ve orada (hiç değilse bir bölümü) Pazar toplantılarında onları okuyarak kimliklerini korudu. Tevrat'ın Babil dönüşü eklenen kitaplarda, artık Yehova'nın açıkça "var olan tek tanrı benim" diye konuşturulduğu görülür. Tektanrıcı düşünüşü böylece Yahudiler tarafından geliştirilmiş oldu.
İbraniler (Araplar gibi) Sami dili göçebe topluluklardan biriydi. Dilleri (Arapça gibi) bir Sami diliydi. Sami halkları, daha çok Mezopotamya ve Mısır uygarlıkları arasındaki çöl kıyılarında yaşayan göçebe çoban topluluklarıydı. Yaşayış biçimleri, bazı farklılıklarla Hint-Avrupa dili halklarınkine benzerdi.
İ.Ö. 256 yılında kurulan Han Hanedanı Çin'i geleneksel bürokratik yapısına kavuşturdu. Bu bürokrasiyi Çu bürokrasisinden ayırt eden özellik, devlet memurluklarına, yalnızca soylular arasından değil, halkın tüm kesimlerinin yetenekli çocukları arasından sınavlarla seçilen kimselerin alınmasıydı. Buna uygun olarak feodal toprak parçaları bu memurlara da verilmeye başlandı. Böylece, imparatorluğun yerel soylu aileler karşısındaki durumu güçlendi. İmparatorluk yirminci yüzyıla dek sürebilecek bir kararlılık (istikrar) kazandı.