Özden

Lao-Çe
Eğer bir toplumda durmadan adaletten söz ediliyorsa, bu, o toplumda adaletin bulunmadığı gösterir. Bulunsaydı, adaletle ilgili bir sürü söze ve düşünceye gerek duyulmazdı. Gene bir toplumda acımadan (merhametten) söz ediliyorsa, o toplumda yoksulluk var demektir. Olmasaydı birilerinin birilerine acıyıp yardım etmesine gerek duyulmazdı.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Lao-Çe eskiçağın şaşırtıcı düşünürlerinden biridir. Çağının düşünce akımlarının dışında, uzağında bir yerlerde durur. Ona göre insanlar doğuştan iyidir ve doğuştan birbirlerine eşittir. Tao (doğru yol) da öyle herkesin ulaşamayacağı yerlerde değildir; burnumuzun dibindedir. Bu yola çok şey bilinerek girilmez. Çok şey bilmenin kendi başına hiçbir değeri yoktur. Üstelik insanlar arasında, bilenler ile bilmeyenler biçiminde haksız ayrımlara yol açabilir. Varsıllık mı? O da kişiyi soylu amaçlardan saptırır. "Soylu amaç nedir?" derseniz, mutluluk sağlayan yalın bir yaşamla yetinmektir.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Alıntı
Konfüçyüs, varlıklarından kuşkulanmamasına karşın, ruhlarla, tanrılarla ilgili düşünceler geliştirmedi. Bilemeyeceğimiz şeyleri düşünmektense, bilebileceğimiz şeyleri, en başta insanlar arası ilişkileri düzeltmenin daha doğru olacağını düşündü. İnsanlar arası ilişkilerin (uygar toplumun farklılaşmış yapısına uygun olarak) eşitsizlikçi bir toplum anlayışına göre düzenlemesinden yana oldu. Buna göre, kadın kocaya, çocuklar ana babaya, küçükler büyüklere koşulsuz boyun eğmeliydi. Onlar da ötekilerini sevmeliydi. Öte yandan insan kendine eşit olmayan biriyle dost olmamalıydı.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Alıntı
Siyasal kargaşalar sonucunda eski saygınlıklarını yitirmiş olan soylular, ellerinden alınan toprakların ve yerel yöneticiliklerin kalıtsan (atadan kalma) hakları olduğunu ileri sürüyordu. Konfüçyüs (ileride Eski Yunan'da benzer koşullarda Platon'u da savunacağı biçimde) bu savı daha sağlam bir kanıta dayandırdı. Soyluların, kalıtsal haklardan dolayı değil, yüksek niteliklerinden dolayı halkı yönetme haklarının olduğunu ileri sürdü. Hatta bunu bile açık açık söylememişti. Tersine, soyluluğun her zaman soydan gelmediğini düşünmüştü. Soyluluğa yatkın gençlerin, bu yatkınlıklarını geliştiren bir eğitimden geçirilerek yöneticiliğe yükselteceklerini söylemişti (Platon da Yunan'da aynı şeyi söyleyecektir).
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Büyük bilginler döneminde yetişen düşünürlerin çoğu unutuldu. Kimilerinin düşünceleri yalnızca tarih kitaplarının sayfaları arasında kaldı. Ama Konfüçyüs'ün düşünceleri ölümünden sonra benimsenerek Konfüçyüsçülük adıyla bilinen bir akım oluşturuldu. Bu akım Çin düşünüşünü ve toplumunu yirminci yüzyıla dek etkilemeyi sürdürdü.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam