Özden

Özden
Tapınakta başlatılan farklılaşma süreci, tarım ile zanaatların ayrışması olarak, insanlık tarihinin üçüncü büyük toplumsal işbölümünü oluşturmuştur. Tarımcı-zanaatçı farklılaşması uygarlığa giden yolları döşemiştir. Üçüncü toplumsal işbölümüyle, ev ekonomisi içinde ve daha önce kadınlarca yürütülen çömlekçilik, biracılık (mayalandırma), dokumacılık gibi işler, erkeklerin eline geçip ayrı ayrı zanaatçılarla yürütülmeye başlanmıştır. Daha önce aile ekonomisi içinde erkeği yaptığı doğramacılık, duvarcılık gibi işler de bağımsız zanaat dallarını oluşturmuştur. Bunlara madem işleyiciliği (metalurji), tekne yapımcılığı gibi daha birçok zanaat eklenmiştir. Zanaatların ve zanaatçıların sayılarındaki bu artışların üretici güçleri ne ölçüde geliştirebileceğini bir düşünün!
Sayfa 47·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçinde toplumsal artının toplandığı tapınağın bulunduğu köyler, nüfusları artarak, içlerinde çeşitli katmanları barındıran kentlere dönüştüler. Kent ve çevresindeki köyler, kendilerine yeterliliklerini yitirip, birbirlerinin ürünlerine ve hizmetlerine bağımlı duruma düştüler. Böylece kurulan ekonomik, toplumsal, askeri ve siyasal bütünleşme, tapınakla ve dinsel düşüncelerle sağlanan duygusal ve düşünsel (tinsel) bir bağlılıkla perçinlendi. Bu bütünleşme sonucunda toplumsal artı üreten katmanlı yapısı, artıyı denetleyen egemen katmanı, düzeni içte ve dışta koruyan ordusu, ekonomik, toplumsal, siyasal işleri yöneten yönetici kadrosu ve farklı katmandan ve meslekten kimselerin nasıl davranacaklarını saptayan yasaları, bu yasaları uygulayan memurlarıyla devlet doğacaktı. Devletin doğuşu için gerekli koşul olan zor araçları yanı sıra, halkı istenen davranışlara gönüllü olarak yapmaya kandıran dinsel "ideolojisi" ile, devlet düzeninde örgütlenmiş uygar toplum, ilk biçimiyle "kent devleti" olarak belirdi.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı
Din adamları büyük sulama tarımıyla elde edilen çok büyük tutarlardaki toplumsal artının denetimini ve yönetimini tekellerine geçirmişlerdir. Buna uygun olarak da, askerlerle birlikte egemen katmanı (egemen zümreyi), kendi başlarına ise yönetici kadroyu oluşturmuşlardır. Tarım işleri yanı sıra doğrudan üretimle ilişkili olmayan alanlarda da (bu alanların üretimle dolaylı ilişkilerinden dolayı), halkın yaşamını düzenlemeye kalkarak yönetim aygıtını (devleti) kurmuşlardır.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Elimizdeki ipuçlarından yapabileceğimiz kurguya göre İ.Ö. 5000 dolaylarında kendilerine ileride "Sümerler" denecek bir topluluk, kuzeyindeki dağlardan Sümer denen ovaya iner. Düz ovada diktikleri tapınaklar olan "ziggurat"ların eski yurtlarının özlem duydukları dağlara benzettikleri yorumlanmıştır. Buna ve öteki bazı kanıtlara bakılarak, dağlık yerlerden gelmiş göçebe bir çoban topluluk oldukları sanılıyor. Anlaşılan, yenip, üzerlerine kuruldukları köylülerden haraç biçiminde düzenli bir toplumsal artı almışlardır. Onları, daha fazla artı alabilmek için, ırmakların sularını denetleme işlerinde kitleler halinde çalıştırmışlardır. Bu, her ailenin kendi işlerini yürüttüğü küçük sulama tarımındakinden farklı olarak, iş yalnızca büyük çaplı girişimleri örgütleyip yönetmek olan kimselerin ortaya çıkmasını gerektirir. Sümerlerin sıradan insanları, köylüleri zor ile çalıştıran egemen asker katmanı oluşturmuş olmalı. Zamanla din adamlarına dönüşecek olan sihirciler ise, büyük sulama işlerini örgütleyip yöneten menajerler (işçi yöneticileri) grubunu oluşturmuş olabilirler. Böylece çalışanlar çalıştıranlar ve çalışmayı yönetenler olmak üzere yeni bir toplumsal farklılaşma ortaya çıkmış olsa gerek.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Alıntı
Göçebe çoban topluluğunun yerleşik bir çiftçi topluluk üzerinde egemenlik kurması, sınıflı, uygar topluma ilk geçiş için gerekli koşul olmakla birlikte yeterli koşul olarak görünmez.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı