Özden

Özden
Tarihteki ilkel toplulukların tüm üyeleri (kadın-erkek işbölümü dışında) aynı işleri yaparlardı. Dolayısıyla toplumsal farklılaşmaya uğramamışlardı. Sınıflara bölünmemiş, bu nedenle eşitlikçi bir toplumsal yapıya, sihirsel düşünüş biçimine sahip olan birliklerdi. Uygar toplumlar ise, kadın-erkek işbölümü yanı sıra öteki işbölümlerinin görüldüğü, üyeleri, aileleri farklı işler yapan farklı mesleklerde uzmanlaşmış durumdadır. Dolayısıyla toplumsal farklılaşmaya uğramış, katmanlara (zümrelere), sınıflara bölünmüş eşitsizlikçi toplumsal yapılardır. Bunun yanı sıra bir siyasal yapıya ve ilkin dinsen sonra bilimsel düşünürlere ve bunlara dayanan ideolojilere sahip olan insan birliklerdir. Tarihsel araştırma söz konusu olduğunda uygar toplumun bir özelliği de toplumsal gelişmeleri yansıtan kaynaklar arasına yazılı belgelerin girmesidir.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görüldüğü gibi, yenitaş çağının çiftçi topluluklarında geçim biçimine uygun olarak, dinsel düşünüşün öğeleri bir bir oluşmaktadır. Ancak tam anlamıyla dinsen düşünüş daha ortaya çıkmamıştır. Bir yandan önemini gittikçe yitirerek de olsa, sihirsel düşünüş varlığını sürdürürken, öte yandan dinsel düşünüşün en önemli öğelerinden biri olan "tapınma" davranışı daha görünürlerde yoktur. Yenitaş çağı eşitlikçi toplulukların insanının kafasında "boyun eğme, yalvarma, yakarma, dize, ayağa kapanma" anlayışı yoktur. Bu anlayış yöneten-yönetilen farklılaşmasının ortaya çıktığı eşitsiz, katmanlı uygar toplumlarda oluşacak. Uyruklarının yazgısını elinde tutan bir yaratıcı "yaratılacaktır". Cenneti cehennemi ile sınıflandırılmış öte dünya kavramı geliştirilecektir. Bunların eklenmesiyle, dinsel düşünüş tamamlanarak, tarımsal üretimin egemen olduğu uygar toplumların egemen düşünüşü olacaktır.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Tarih
Yenitaş çağının başlarında kadının yıldızı parlamış görünür. Çiftçi topluluklarında tanrı (birden çok iseler belki baş tanrı) ana tanrıçadır. Ama bu parlaklık kısa sürecek, kadınların yaptığı, çapayla küçük sulama tarımından, erkeklerce yapılan büyük sulama tarımına, daha sonra saban tarımına geçilince tanrılar öne geçmeye başlar. Üretim alanında kadının ikinci plana çekilmesiyle, hele erkeğin üstün statüde olduğu çoban topluluklarının çiftçiler üzerinde egemen katman olarak kurulup uygar topluma geçilmesiyle, baş tanrılık erkek tanrıların (çoğunlukla da egemen topluluğun tanrısının) eline geçecektir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Alıntı
Üretimin başlamasıyla insan doğa karşısında böyle edilgin bir konumdan kurtulacaktır. Doğayla düzenli bir etkileşim içine girecektir. Tarım yılının düzenliliği ve insanın doğa karşısında etkinliği, ona olayların nedenlerini kavrama, neden sonuç ilişkilerini yakalama olanağı verecektir. Örneğin tohum ekince üç beş ay sonra çıkacağını; sularsa gürbüz, sulamazsa cılız yetişeceğini bilecektir. Su ile ekinin verimi arasındaki nedensellik bağını kavrayacaktır. Bu durumda onun, sihirsel düşünüşü bırakıp bilimsel düşünceye geçmesi beklenir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Alıntı
Yenitaş çağı çiftçi topluluklarının en önemli özelliklerinden biri "toplumsal artı üretme gizligücü" denebilecek bir olanağa sahip bulunmalarıdır. "Toplumsal artı", bir topluluğun doğrudan üretici işlerde çalışan üyelerinin tükettiklerinden çok daha fazla üretmeleriyle oluşan ve doğrudan üretici işlerde çalışmayan kimselerce tüketilen fazlalıktır. İleride ayrıntılı biçimde açıklanacağı gibi, ekonomik, toplumsal ve siyasal farklılaşmalara yol açarak, giderek ilkel topluluktan uygar topluma geçilmesi olanağı yaratmıştır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Alıntı