Görüldüğü gibi, yenitaş çağının çiftçi topluluklarında geçim biçimine uygun olarak, dinsel düşünüşün öğeleri bir bir oluşmaktadır. Ancak tam anlamıyla dinsen düşünüş daha ortaya çıkmamıştır. Bir yandan önemini gittikçe yitirerek de olsa, sihirsel düşünüş varlığını sürdürürken, öte yandan dinsel düşünüşün en önemli öğelerinden biri olan "tapınma" davranışı daha görünürlerde yoktur. Yenitaş çağı eşitlikçi toplulukların insanının kafasında "boyun eğme, yalvarma, yakarma, dize, ayağa kapanma" anlayışı yoktur. Bu anlayış yöneten-yönetilen farklılaşmasının ortaya çıktığı eşitsiz, katmanlı uygar toplumlarda oluşacak. Uyruklarının yazgısını elinde tutan bir yaratıcı "yaratılacaktır". Cenneti cehennemi ile sınıflandırılmış öte dünya kavramı geliştirilecektir. Bunların eklenmesiyle, dinsel düşünüş tamamlanarak, tarımsal üretimin egemen olduğu uygar toplumların egemen düşünüşü olacaktır.