Birileriyle tanış ama samimi olma. Herkesin yüzüne gül ama kimseyle yakın olma. Anlatanların özel hayatını dinle ama kimseye kendinle ilgili hiçbir şey anlatma. Kimse seni tanımıyor , istediğine isteğini söyleyebilirsin ama yine de riske girme. Biri sinirini bozarsa eğer, onun ipini çek ve devam et.
Herkes derdini, sırrını bana emanet ediyordu. Ben de dinliyor yorum yapmıyordum. Onları yargılamadığımı, yargılamadan dinlediğimi düşünüyorlardı. Yargılamıyordum ama onlardan çok üzülüyordum yaşadıklarına. Yorum yapmıyordum, çünkü sohbetin derinleşmesinden korkuyordum. Kendimi açmaktan, kendimi anlatmaktan, korkuyordum.
"Anlatmak ister misin?" diye sordum.
Sordum öyle, açıkça sordum. Anlatacaksa anlatsın. Anlamam belki ama o anlatsın. Zaten hangimiz tam olarak anlıyoruz ki karşımızdakini?