Aşka dair okuduğum pek çok kitabı anlamsız buldum. Fakat stefan zweig'in "Bilinmeyen bir kadının mektubu" adlı eseri onlardan çok daha farklıydı. Bu kitapta,bir çok kişi kadının saplantılı ve takıntılı olduğunu düşünüyor,ben onlarla aynı fikirde değilim. Çünkü aşk tam anlamıyla bu. Tek bir kişide takılıp kalmak,tüm benliğiyle ona ait olabilmektir. Bir insanı beklenti olmadan,onun sevgisini hissetmeden ve varlığına ihtiyaç duymadan içimizde hissettiğimiz sevgi ile bir ömür sevebiliriz,çünkü gerçek aşk bunu gerektirir.
Aşkta incitmeme duygusu varken,takıntılı ilişkide incinmeme,terk edilmeme duygusu vardır. Platonik aşklarda ise bu takıntılı ve saplantılı kişi karşı tarafa zarar vermeye başlar. Bu nedenle 'bilinmeyen bir kadının mektubu'nu takıntılı değil,gerçek aşk olduğunu düşünüyorum.
Duyguları çok içten yansıtmış bir kitap ve sanki yaşamışcasına hissettiğim,okurken gözlerimin dolduğu,sinirlerimin altüst olduğu bir eserdi. Ah zweig insan ruhunu ve duygularını en iyi yansıtan yazarlardan birisin.
Ve beni asıl derinden etkileyen kısım ise:
"Ölümüm sana acı verecek olsaydı eğer,o zaman ölmezdim..."