- Beni çok düşünmeni istemem.
- Nedenmiş o! Düşünmeden edemem, biliyorsun, seni seviyorum ben.
- Sigarasını küllüğe bastırdı. “Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere, herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi, iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?”
Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.