Anlatımı yalın bir kitap okuyucuyu zorlamıyor ancak çok sıkıcı. Kitapta asla ilginç denemeyecek çok sıradan bir konu çok sıradan bir anlatımla işleniyor. Tüm bunların sonunda en azından çarpıcı bir son bekliyorsunuz ama hayır son bile denemeyecek bir sonla kitap bitiyor. Benim için zaman kaybıydı. Bundan önce uzakdoğu edebiyatından okuduğum kitapları genel itibarıyla beğenmiştim ama bu kitap benim için sınıfta kaldı. Okuyup okumamak konusunda kararsız kalan okurlara okumamalarını tavsiye ediyorum.
Yaban KazıOgai Mori · İthaki Yayınları · 20234,274 okunma
Ahmet Taşağıl hocadan okuduğum ilk kitap oldu. Türk tarihini araştırmak ve öğrenmek adına giriş niteliğinde bir kitap olacağını düşünerek okumaya başlamıştım ancak öyle olmadığını gördüm. Kitap ne yazık ki sadece bilgi edinmek amaçlı okuma yapmak isteyen okura hitap etmiyor. Anlatımı sade ve akıcı değil. Olaylar çok dağınık anlatılmış ve yer yer tekrarlara yer verilmiş, bu da okuyucuyu yoruyor. Kitapta genel olarak Türk boyları üzerinde durulmuş. Yani aslında sadece bir araştırma kitabı. Kitabın en büyük eksikliği içerisinde bir tane bile haritaya yer verilmemiş olması. Elbette çok büyük bir emek var, içerisindeki bilgiler çok değerli fakat bilgiler dümdüz bilgi olarak verilmiş. Eğer bu konuda araştırma yapan bir tarihçi değilseniz, konuyla ilgili yazacağınız bir makaleye kaynakça aramıyorsanız, tek derdiniz ilk Türk devletlerine ait bilgi seviyenizi artırmaksa başka kitaplara yönelmenizi öneriyorum. Zira akıcı, herkesin sıkılmadan okuyabileceği, olayların bir bütünlük ve düzen içinde anlatıldığı bir kitapla karşı karşıya değilsiniz. Konunun duayen isimlerinden biri olan hocamıza sonsuz saygılarımı iletiyor ve bu kitabı yalnızca akademik araştırma derdinde olan okuyucuya öneriyorum.
Ocak ayında başlayıp her ay bir kitabını okuyarak 8 ayda tamamlamayı düşündüğüm Yeşilin Kızı Anne serisinin 4. kitabı olan Rüzgarlı Kavakları da okuyarak bu macerayı yarılamış bulunmaktayım. Diğer üç kitaba inceleme yazmadım ama her birini keyifle okuduğumu belirtmek isterim.
Bu kitaba gelecek olursak da ne yazık ki şimdiye kadar en az sevdiğim kitap olduğunu üzülerek belirtmeliyim. Aslında bunun en büyük sebebi 3. kitabın sonunda Gilbert ve Anne'in çok beklenen kavuşmalarının ardından bu kitapta bu ikiliye bolca yer verileceğini düşünmemdi. Maalesef hayallerim suya düştü çünkü kitapta sadece Anne'in Gilbert'a yazdığı mektuplar (cevap mektupları olmaksızın) ve müdür olarak görevlendirildiği yeni bir okulda yeni insanlarla ilişkileri yer alıyordu. Eski karakterlerin kitapta neredeyse hiç yer almamış olması bir süre sonra beni sıkmaya başladı. Kesinlikle Gilbert-Anne ilişkisine daha fazla yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum ama öyle ya da böyle kitabı bitirdim ve gelecek kitap düğünlerini ve birlikte yaşamlarını ele alacağı için yazarı affediyorum. Bu kitapta en sevdiğim karakterin de Elizabeth olduğunu belirtmek isterim, diğer olaylar bence çok da merak uyandırıcı şeyler değildi.
Her ne olursa olsun seriye devam etmek ve Anne'in bitmek bilmeyen maceralarını okumak hala çok keyifli ve 5. kitap için sabırsızlanıyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Arka kapak yazısını okuduğumda kitaptan beklentim gerçekten sevgiyi iliklerimde hissedeceğim bir aşk romanı okuyacağım düşüncesiydi. Belki de bu yüzdendir ki kitap beni çok fazla hayal kırıklığına uğrattı. Kitapta acıdan haz alan birçok karakter var. Kimse birbirini karşılıklı olarak sevmiyor. Ilk başta Philippe, Odile'i çılgınlarca seviyor ve kıskançlık krizlerine giriyor, Odile'den sonra kendisini kendisinin Odile'i sevdiği gibi seven biriyle evleniyor ve bu sefer kendisi Odile'e dönüşüyor. Kitaptaki karakterlerin bu tutarsız çırpınışları beni çoğu kez çileden çıkardığı ve ortada bir aşk değil daha çok takıntı gördüğüm icin maalesef kitaptan keyif alamadım. Tüm bunlara ek olarak Tahsin Yücel'in çevirilerinin asla bana hitap etmediğini tekrar tescillemiş oldum ve bir daha onun çevirdiği hiçbir kitabı okumama kararı aldım. En azından kitabın katkısı bu oldu diyebilirim.
Sert yani askeri gücün günümüzde yavaş yavaş etkisini kaybetmesiyle birlikte yumuşak güç ve diplomasi daha da önem kazanmaya başladı. Amerikalı siyaset bilimci Joseph Nye de Amerika'nın yumuşak gücünün özellikle Irak müdahalesinden sonra ne kadar zayıfladığının ve bunun ABD dış politikasına ne denli zarar verdiğinin bilincinde olan bir akademisyen. İşte bu nedenle bu eserinde ABD'nin bu güce tekrar kavuşması için neler yapması gerektiğini, bunun ne derecede önem arz ettiğini anlatırken diğer yandan rakip ülkelerin yumuşak gücü kullanma konusunda ne konumda olduklarından da bahsetmiş. ABD'nin yumuşak gücü hangi alanlarda ve ne etkide kullandığı da örneklerle açıklanmış. Irak müdahalesi sonrası ABD'nin Türkiye üzerindeki azalan etkisine de bir çok yerde değinilmiş. Dili oldukça akıcı ve bilgi verici bir kitap oluşturulmuş. Benim için verimli bir okumaydı, meraklısına önerimdir.
Yumuşak GüçJoseph S. Nye · BB101 Yayınları · 201787 okunma