Kişinin yaşamında kendisi olarak var olması, üzerinde durulmayan ama güçlü bir kavram; duyguların, aklın, ilişkilerin, inanç ve değerlerinle sen kendi seçimlerinle mi mi yaşadın? Ne demiştik; İnsanın aklı bilmese bile içi his olarak yaşamında kendisi olup olmadığını bilir.
Hem "son günümüzmüş" hem de "ilk günümüzmüş" gibi yaşamak anlam kazanıyor. Son günümüz, çünkü ölüm denilen bir gerçek var. Ama aynı zamanda "ilk günümüz"; çünkü önümüzde yatırım yapmamız, oluşturmamız gereken bir gelecek duruyor. Yaşam boyu bunun dengesini bulmak ve bu dengeyi korumak gerekir.
Kişi, karşısındakinin değişmemesini isteyip yatırımını ona göre yaparsa sonrasında kafasını taşlara vurur. O değişecek, sen de değişiyorsun. Hayatın kendisi değişiyor. Onun için ne yapacaksın? Önce açık iletişim içinde olacaksın, yani birbirinize karşı dürüst olacaksınız. Kendi değişiminle ve onun değişimiyle dans etmeye başlayacak, o değişim içerisinde sürekli canlı kalacaksın, sürekli yeni kararlar vereceksin. Yani güreş değil, dans. Müzik değişecek, dans değişecek, dans ettiğin kişi değişecek, görünüşü değişecek. Sen kendin de değişeceksin.
Kişi, hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığın da kendi tanıklığı olduğunu fark edemezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz.