‘Ruhun çöküntüsü deselerdi hiç düşünmeden utanç yetimi derdim. Bundan sonrası artık kolay. Acımasızlığı bir erdem olarak yaşamaya başlıyorsunuz. Sizi insanların hizasında tutacak değer duygusunu ellerinizle kalbinizden söküp attığınız için sizden başka kimse kalmıyor dünyada. Kalsa da sadece bir küçümseme hazzı,bir can sıkıntısı olarak var insanlar hayatınızda. Üzüntünüzü yitirdiniz. Gözyaşınız yok.’
‘Biliyor musun,yaşananın dayanılmaz bir hal aldığı zamanlarda içimizden birisi bir hikaye anlatmaya başlar. Hepimizin bininci kez dinlediği bir hikayedir. Yeri değildir. Ayıptır hatta. Yalnızlığımıza bir yalnızlık daha açacak bir hikayedir. Birden gülmeye başlarız. Saygısızlık olur mu hiç. İnsanın, acısını sevmesi için dünyaya ait bir tutamaşa ihtiyacı oluyor.’
‘Tutku,insanın yoksunluklarından yarattığı en yapıcı,en yıkıcı yaşama arzusudur,tek yaşama nişanıdır. Yazmaktan aşka,bir tutkumuz yoksa ne yaşamak sevinç verir bize ne ölüm acı verir.Şarkımız olmak. Sokağımız olmak. Yıldızımız olmak. Mutsuzluğumuz olmak. Yalnızlığımız bile olmaz.’