“Dans etmelisin dedi Koyun Adam. Müzik çaldığı sürece dans etmeyi sürdürmelisin. Bizim dediğimizi anlıyor musun? Dans edeceksin. Dans dans dans. Dans etmeye devam edeceksin. Neden dans ettiğini düşünmeden. Anlamını düşünmeden. Anlam diye bir şey baştan beri yok zaten. Eğer bunları düşünürsen ayakların duruverir. Bir kez ayakların durursa, bizim yapacağımız bir şey kalmaz. Bağın tamamen kopar.”
“Onun gelişi o günün tek değerli anıydı. Mütevazı bir anlamda. Ama eski Mısırlılar da her günün mütevazı olayları karşısında sevinç duyup mütevazı bir yaşam sürmüşler ve sonra ölüp gitmişlerdi. Yüzme öğrenmiş, ölüleri mumyalamışlardı. Bütün bunların toplamına uygarlık denir.”
“Ben, kendim hakkında ne biliyordum ki? Bilincim üzerinden kavradığım ben, gerçek ben miydi? Tam da kasetçalarda kaydettiği sesinin insana yabancı gelmesi gibi, benim kavradığım haliyle kendim dediğim şey, bozulmuş halde ben gibi algılanıp gelişigüzel biçimde yeniden üretilmiş görüntümden başka neydi? Bunun hep böyle olduğunu düşünmüştüm.”