Nokta, hiçbir şekilde erişilmez sırlar makamındaydı. Orada ne ayrılık ne de birlik, ne sonra ne de önce, ne genişlik ne de uzunluk vardı ve tüm harfler-kelimeler O’nun gizli zât’ında yok olmuştu. Kendisinden harfleri türemiş olsa bile, Nokta hâlâ hepsinin üzerinde “ harfleri uzatan, kısaltan, incelten, kalınlaştıran olarak bulunur” ve görsel, işitsel, edebi kavrayışın ötesindedir.
Be, Elif’in tek başına ortaya çıktığı, bundan türeyen ilk formdur. Dolayısıyla, ilahi varlığın zahirde yansıtıcısı olan Âdem’in varlığı, insanı kâmil olarak kabul edilir. Tasavvufi öğretide Be, insandan başka bir şey değildir. Allah’ın tasavvurdan yaratılmış varlığın ruhu olan ilk insan yani Elif’tir.
“Elif’in Özü ne kalemle çizilmiştir, ne de kaleme bağlıdır, fakat noktanın merkezinden dışa doğru aşkın taşmasıdır.” Taşıma ifadesi Elif’i açığa çıkarır ve bu ortaya çıkış noktanın kusursuz bütünlüğüne zarar vermediği gibi mukayese edilemeyen ebedi aşkınlığını korur.