son cümleye takılmıştım. "Kafayı yemiş..." Ne olup bittiğini bilmeden, anlamaya bile çalışmadan, işte böyle hemen yapıştırıyorlardı yaftayı. "Kafayı yemiş, aklı gitmiş, iyice sıyırmış." Gerçekten kafayı yemiş miydi Macide Hanım? Hiç emin değildim. Belki de ben hatırlamıyordum. Belki de kadın hiç bilmediğim bir hakikati biliyordu. Benim çoktan hafızamdan sildiğim bir hakikati. Aklımdan bunlar geçerken yardımcıma sertçe bakmış olmalıyım.