Bir Kelime, Bin İhtimal: Kaderimizi İsimler mi Yazar?
Bazen popüler kültürün rüzgarına kapılıp "Herkes okuyor, bir bakayım" dersiniz ya, işte bu kitap tam öyle girdi hayatıma. Biraz kapitalist sistemin kölesi olup sipariş vermiş olabilirim ama iyi ki de vermişim! Çünkü karşıma çıkan şey sadece bir aile hikayesi değil, devasa bir "Ya öyle olmasaydı?" sorusu oldu.
Kitapta, eşinden şiddet gören bir annenin, yeni doğan oğlu üzerinden kurduğu üç farklı olasılığı okuyoruz. Tek bir çocuğun, babasının ismini aldığında, ablasının istediği ismi taşıdığında ya da annesinin seçtiği isimle büyüdüğünde nasıl bambaşka hayatlara evrildiğine şahit oluyoruz.
Ama asıl çarpıcı olan ne biliyor musunuz? Sadece çocuk değişmiyor. O isim değiştikçe evin havası, annenin gücü, babanın tavrı ve hatta kız kardeşin kaderi bile baştan yazılıyor. Bir isim, koca bir ailenin kimyasını nasıl bu kadar değiştirebilir?
Gelelim o can alıcı soruya...
Kitabı bitirdiğimden beri kendime soruyorum: Ben Özgül değil de, ailemin o anki diğer düşüncesi olan "Özgür" olsaydım şu an nasıl bir hayatım olurdu? Sadece bir harf mi değişirdi, yoksa ruhumun coğrafyası mı?
İsimler birer etiket mi, yoksa ruhumuza biçilen birer kaftan mı? Bu kitap beni kendi olasılıklarım üzerine uzun uzun düşündürdü.
"Hayat, bazen bir ismin tınısında saklı olan o gizli patikadır."