Yeliz, bir alıntı ekledi.
20 May 15:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İdareli bir demokrasi muhteşem bir şeydir, manuel idare edenler için... en büyük gücü de 'özgür' ün 'sorumluluk sahibi' olarak tanımlandığı ve neyin 'sorumsuz' olduğunu idarecilerin belirlediği 'özgür basın'dır.

Ay Zalim Bir Sevgilidir, Robert A. Heinlein (Sayfa 310 - İthaki)Ay Zalim Bir Sevgilidir, Robert A. Heinlein (Sayfa 310 - İthaki)
S. Ali, Hançer'i inceledi.
16 May 15:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Normal şartlar altında bir günde okunup, bitirilecek kitabı ancak iki günde bitirebildim. Notlar aldım, önemli yerleri çizdim, düşüncelerimi yazdım, yazara kendimce okurken sorular sordum ve bu şekilde bitti.

Okuduğuma değdi. Zaman kaybı olarak nitelendirilemeyecek kadar güzel bir kiap. Kitabı bitirmeye yakın şunu da düşündüm. Mutlaka devamı olmalı yani bir seri niteliğinde.

Önce kitabın kapağından başlayalım. Oldukça dikkat çekici bir niteliğe sahip bir resim var. 'Hançer' birliğinin bayrağı. Siyah arka plan ve beyaz yazı karakteri ile uyumlu bir çalışma ama keskin olmayan yazı karakteri ile yazılsa belki görsel olarak daha da hoş görülebilirdi diye düşünüyorum. Kapak sloganı ise 'Gökte Allah, yerde Hitler, Allahüekber'. Başka söze gerek yok.

Yakın zaman Türkiye'sini görüyoruz.

Zafer, görsel medyanın en önemli ayağı olan televizyonda başarılı işler çıkaran ve yaptığı haberlerle yerini iyice perçinleyen genel yayın yönetmeni. Aranan, istenen ve çoğu kişi tarafından da yerinde olmak için can atılan bir mevkiye sahip. Halkın nabzını iyi tutan haberlerle diğer kanallara fark atan ve ekibi ile iyi işler çıkaran ve reytinglerde hep başta olan bir kişi. Fakat kendi içi dünyasında fırtınalar
kopan, televizyondaki o başarıyı özel hayatına yansıtamayan ama çoğu kadının da gözü üstünde olan bir kişi.

Bir gün iş çıkışı arabasına binmeye çalışırken, yanına yaklaşıp, bir şeyler söylemek isteyen bir kadının bir anda yere düşmesi, apar topar hastaneye götürülmesi, kadının daha sonra kızıyla ilgili bir şeyler anlatması ve yardım istemesi üzerine gelişen olayları okuyacağız. Konunun dikkate değer olması ve kadına özel olarak yardım etmek istemesi bunu da ancak elinde bulunan televizyon sayesinde yapacak olması yüzünden, birden hiç beklemediği şeylerle karşılaşmasını okuyacağız. Gelişen olaylar neticesinde bir yerlerden tehdit edilmesi; gazetecilik aşkı ile konuyu daha da derinliğine araştırmak istemesi, olayları farklı boyutlara taşıyor.

Görsel ve yazılı basın içinde yaşanan, söylenen ve duyulan haberlerin akışı içinde bir 'kayıp kadın'ı bulma çabalarına tanıklık edeceğiz. Medya-hükümet ilişkilerine yakından şahitlik edeceğiz. Şu anda da hala etkisini yitirmeyen medyadaki
tasfiyeleri, atamaları ve birilerinin adamı olma peşinde koşanları okuyacağız.


Tanınan bir gazeteci hiç tanımadığı bir kişiye, kızını bulması için yardım edecek mi? Kadının kızı seçilmiş mi? Yoksa istemeden bir şeyler mi gördü? Gazeteci Zafer bu işi çözebilecek mi? Anasıyla kızı tekrar buluşacak mı? Kız nerede kayboldu? Bugünle dünü birleştiren nedir? Ya da birileri mi kaçırdı? gibi sorularla devam eden bir konuyu okuyacaksınız. Bir kaybolma olayı, iki kadın, bir olay ve bunları birbirine bağlayan nedir?


Gelen mesaj bir çığlık mı? Mesaj da yazan 'hançer' de nedir? Bu zaman diliminde kaç kişi 'hançer' kelimesini kelime anlamıyla biliyor ya da çağrıştırdığı siyasi anlamı?

Gazeteci Zafer, tutkulu ve kırık bir aşk hikayesiyle hayatını yaşarken bir anda karşısına çıkan olayları nasıl çözecek. Sevgili 'Gözdem' ile hayatın griliğine renk katan Zafer, bu tutkulu aşkı ne kadar devam ettirecek gibi soruların birbirini takip ettiği roman içinde dün, bugün ve yarın üçgeni altında yaşananlar anlatılmaya çalışılıyor. Medyanın bir takım eller elinde nasıl yozlaştırıldığından tutun da, gazeteci olmayan ama gazeteci kimliğini bir şekilde alıp ve bir yerlerin tetikçiliğini yapmak için dünyanın parasını alanların kısa da olsa bir hikayesi de var burada.

35.sayfadan itibaren konu bir anda başka bir boyuta geçiyor. Hitler, Himmer, Ribbentrop, Von Papen gibi kişilerde dünden gelip bugünün içine dahil oluyor.
2.Dünya savaşı, Almanya, Hitler ve adamlarını bu kitaba dahil eden şeyleri ilerleyen sayfalarda okuyacağız. Sonra bir bakacağız Müslüman nazi birlikleri kavramıyla karşılaşıp bunu çözmeye çalışacağız. Gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği kimin kurgu kimin gerçek olduğunu sorularla çözmeye çalışacağımız bir bulmacanın içinde ilerleyeceğiz.


Medyanın kendi içinde yaşadığı sıkıntıları, içerden bir sesin dışarı aktarımı şeklinde okuyacağız. Acaba bu sıkıntıların sebebi tam ve özgür olamamasından mı yoksa
patron kavramından mı kaynaklanıyor? Eğer gazete ya da TV sahibi devletle iş yaparsa, bu bağlamda özgür haber nasıl olacak? Hükümetlerin ya da bir takım çıkar gruplarının istemediği haberler gazete sayfalarında ya da TV ekranında olacak mı? Zor.

Zafer de 'kayıp kadın' haberini yapmasıyla, hem içerden hem de dışarıdan gelen baskılar altında kendini ifade etmeye çalışırken, ağır baskılar
neticesinde kendi kalemini kendi kırmak zorunda bırakılışının hikayesiyle birlikte bir medya panoramasını da görmüş oluyoruz. Zamanla aykırı sesler veya farklı düşünceler yerine hep 'sahibinin sesi' olan kişi veya kurumların görüşlerinin 'genel düşünce' olarak yansıtılmasını hem kurgu hem de gerçekte okuyacağız.

Hitler ve ekibi. Hançer, Hançer kardeşliği gibi kavramlar, ilerleyen sayfalarda daha ayrıntılı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bir genel kültür ve tarih bilgisi vererek, dünden bugüne bir köprü kurmaya çalışıyor. Dün bunlar vardı bugün bunlar var ve yarın isim değiştirseler de yine bunlar olacak diyor.
Dün şu kurumların içinde olanlar bugün farklı kurumların içinde ismi İslami de olsa ama hizmet etikleri yerin bu topraklar dışında olduğunu sıradan vatandaş
bilmese de onlara hizmet edenlerin çoğu bunun farkında, bilincinde diyor yazar.

Ortada kaybolan bir kadın ve onu arayan bir anne ve bunu çözmeye çalışan bir gazeteci. Hançer'de bir medya mensubunun içerden yaşadıklarının resmedilmesi yer alıyor. Bunu yaparken de 'kaybolan kadın' karakteri olayın ortasına oturtulup, etrafı dolduruluyor.

Okunması kolay, günümüz dili kullanılmış, akıcı, düşündürücü bir kitap. Tavsiye edilir. İlginç bilgilere rastlayacaksınız. Tarih ve siyasetle ilgili yayınları takip etmiyorsanız belki anlatılan dolaylı kavramın hayal mahsulü bir şey olduğunu sanabilirsiniz ama tamamen gerçektir.

Kaybolan kadını ararken siyasetin karanlık yüzüyle karşılaşmalar, dünden bugüne gelen siyasi atmosfere göndemeler yapıyor.

Hançer'den bahsedilmişken El-Hüseyni'den bahsetmeden geçilmez ve öyle de olmuş. Ortadoğu tarihi içinde mutlaka bu isim geçer. Filistin'de, İsrail'de, Ürdün'de, Suriye'de, Irak'ta yani kısaca bu coğrafyada adı sürekli geçen bir kişidir, el-Hüseyni. Osmanlı devrinde İstanbul'da askeri okulda okumaya gelen ve savaş çıkınca tekrar geri dönen, bir zamanlar Osmanlıcı sonradan İngiliz sevdalısı ve daha sonra da Alman sevdalısı olma sürecinde yaşananlara da kısaca değiniliyor. Ama bu kısım başlı başına bir konudur.

Kitapla birlikte İstanbul'un çeşitli semtleri arasında dolaşıp, tarihi, turistlik yerler olmasa da yine de İstanbul'un hatta artık eski İstanbul diye tarif edeceğimiz yerlerinde bulunan çeşitli mekanlara girip çıkacağız.

Kitap bittiğinde şunu düşündüm. Güzel bir çalışma ve hatta biraz daha uzatılabilirdi. Yani uzatmadan kasıt, tekrarlar değil, bazı yerler biraz daha ayrıntılı işlenebilirdi.
Dini siyasete alet edenlerin bir örneğidir esasında 'hançer'. Yani bu fikriyat, dış devletlere doğrudan veya dolaylı gönül bağlılığın bir sembolü de sayılabilir.


Medya dünyasında yaşanan olaylardan küçük kesitler sunuyor bize yazar. Mustafa Hoş bu kitabıyla Abluka, Çığlık, Big Boss kitaplarını harmanlayıp,
bir çatı hikayeyle siyasal islamcıların küçük bir kesitinden bahsetmiş diye düşünüyorum. Abluka kitabı ile medya dünyasında hem işletmelerin hem de kişilerin nasıl el değiştirdiğini görebiliyorduk. 'Tek Adam' sevdalısı bir takım kişilerin ülkeyi 'tek ses'e çevirmesinin de hikayesini burada okuyacağız.

Mustafa Hoş'un eline sağlık. Big Boss'u okuyup beğenmiştim. Abluka'ya şöyle bir üstten bakmıştım, Çığlık'a ise daha başlamamıştım ama yakın zaman da o iki kitabı da okuyacağım.

Ezcümle: Alın, okuyun ve okudukça şaşıracağınız bol miktarda konu olacağını da bilmenizi isterim. Ayrıca bu kitaptan sonra kendinizi bazı araştırmalar içinde de bulabilirsiniz.
Örneğin ben bu kitaptan çok çok önceleri Serdar Akinan'ın
Buzdağı Buzdağı kitabını da okumuştum ve orada ayrıntılı bilgiler mevcut. Ya da Soner yalçın veya Cengiz Özakıncı'yı okumak istersiniz. Ama ben uzun zamandır elimde olan Kudüs Müftüsü Kudüs Müftüsü Hacı Emin El- Hüseyni nün kitabını okudum. Onun da yakın zamanda incelemesini buraya yazacağım.

Mustafa Büyüksoy, bir alıntı ekledi.
14 May 00:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Özgürlük Nedir ? / Rosa Luxemburg
Sosyalist devrim için hayatını veren Rosa Luxemburg yeni bir toplum projesi konusunda Lenin'le anlaşamıyordu. Olmasını istemediği şeyler üzerine kahince sözler yazdı. Seksenbeş yıl önce Almanya'da öldürüldü ama haklı olmaya devam ediyor:

"Ne kadar çok olurlarsa olsunlar, yalnızca hükümet yandaşlarının, yalnızca bir partinin üyelerinin faydalandığı bir özgürlük, özgürlük değildir. Özgürlük ancak farklı düşünenler yararlandığı zaman özgürlük olur."

"Genel seçimler olmadan, basın özgürlüğü ve sınırsız toplanma özgürlüğü olmadan, özgür düşünme mücadelesi olmadan hayat bitkiselleşir, bütün sosyal yapılardan çekilir, bürokrasi tek aktif unsur olur."

Biz Hayır Diyoruz, Eduardo Galeano (Sayfa 126 - Metis Yay.)Biz Hayır Diyoruz, Eduardo Galeano (Sayfa 126 - Metis Yay.)
yeşim mokşa, bir alıntı ekledi.
11 May 23:19

Çocuktun sen, önyargıların yoktu,
küçük hesapların yoktu her şeye mantıklı bir açıklaman vardı çünkü mantık aramadan çocukluk aklın vardı uçmana da izin verirlerdi ,kanatların olduğunu sanırdın belki de bu yüzden melek derlerdi size düşünüyorum da, uçarak ne iyi etmişsin saf, temiz... bir o kadar renkli çocuktun... göğün annenin kucağındaki kadar yüksekte olduğunu bilirdin başın göğe değecek gibi düşünürdün, sarılırdın, ne iyi etmişsin. uyruğunu.dinini,mezhebini,memleketini bilmediğin öğrenmek istemediğin dostların vardı. barış içindeyken ne de güzelmişsin. çocuktun sen, şarkıları anlardın,gerçekleri de... görmezden gelirdin birçok şeyi,çocuktun oysa ama boş ver. çocuktun sen...

Mutsuz Çocuklar Ülkesi, Özgür Bacaksız (Sayfa 117)Mutsuz Çocuklar Ülkesi, Özgür Bacaksız (Sayfa 117)
Gözde Uysal, bir alıntı ekledi.
28 Nis 01:20 · Kitabı okuyor

Çoğu iyi insan ifade özgürlüğü veya özgür basın ilkelerinin anayasal sınırlamalar dahilinde, güvenle uygulanabileceğini düşünüyor. Bana kalırsa, son aylarda ifade özgürlüğü ve özgür basına yapılan saldırılara karşı gözlediğimiz korkutucu kayıtsızlık ve atalet, bunun yegane mazeretidir.

Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir, Emma Goldman (Sayfa 14)Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir, Emma Goldman (Sayfa 14)
Sevinc*, bir alıntı ekledi.
 16 Nis 19:29 · Puan vermedi

Sokaktaki kedi bir gülümsemedir, oltaya takılan balık, kısmet. Adını bilmediğin o güzel şarkı mırıltısı, pencerene konan o kumrular misafirindir.. Omzuna düşen o tüyler, sokakta gördüğün o sararmış yapraklar izleridir yolunun. Başın öne eğildiğinde omzunu tutan dostun, daldığında seni izleyen annen.. Bir şeyleri değiştirmen için sana yardım eden tüm güzellikler..
Umudun bittiği anda gelen o gelişigüzel olaylar, küçük bir bebeğin göğsünde uyuması ya da...
Hepsi değişmen için.
Aldırma kötülüğe, küçük şeylere sığın.
Umut orada..

Bazı Yollar Yalnız Yürünür, Özgür Bacaksız (Sayfa 115)Bazı Yollar Yalnız Yürünür, Özgür Bacaksız (Sayfa 115)
TayFun, bir alıntı ekledi.
01 Nis 23:28

Aradan bunca yıl geçti. Hangisi sağ o kişilerin? Kime neyi soracaksınız? Suçlular da, sanıklarda, Karanlık Güç'ün sorumluları da hepsi bugün toprak altında, onları kim anımsıyor bugün? Ama Sabahattin Ali bütün özgür insanların yüreğinde, bilincinde yaşıyor ve yaşayacak.

Başın Öne Eğilmesin, Hıfzı Topuz (Sayfa 259)Başın Öne Eğilmesin, Hıfzı Topuz (Sayfa 259)
Şems Ç., bir alıntı ekledi.
06 Mar 22:34

Ne toprağa bağlılık,ne bayrağa saygı. Başın dik yaşayabildiğin ülkeye her şeyini verirsin,her şeyi,hatta hayatını bile feda edersin;ama başın yerde yaşamak zorunda kaldığın ülkeye hiçbir şey vermezsin. İster doğduğun ülke,ister seni kabul eden ülke söz konusu olsun. Yüce gönüllülük yüce gönüllülüğü,umursamazlık umursamazlığı ve aşağılanma da aşağılamayı doğurur. Özgür varlıkların anayasası böyledir ve ben de başka bir anayasa tanımıyorum.

Doğu'dan Uzakta, Amin Maalouf (Sayfa 62)Doğu'dan Uzakta, Amin Maalouf (Sayfa 62)
İrem Uğural, Başın Öne Eğilmesin'i inceledi.
04 Mar 16:28 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hıfzı Topuz ile tanışmam Çılgın Ve Özgür ile olmuştu. Eserlerine, fikirlerine, bakış açısına, mizah anlayışına hayranlık duyduğum Sabahattin Ali'yi bir de Hıfzı Topuz'un kaleminden inceleme fırsatını bana sundu bu eser. Topuz'un okuru asla sıkmayan tavrıyla, değerli Sabahattin Ali'ye yâr olmayan devrin hikayesi harmanlanınca pek çok duyguyu en derinde hissedeceğiniz bir eser çıkmış ortaya. Hem tarihî, hem siyasî, hem toplumsal, hem de Türk entelektüel algısı anlamda alınacak çok fazla ders içerdiği kanısındayım bu eserin.