“Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahkuku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”
Sabahattin eve geldiğinde mutlaka Pangaltı’dan Şişli’ye doğru yürüyor, bir konaklar semti olan Nişantaşı’na sapıp kahvelerini içiyor, semtin her geçen gün bozulan siluetine üzülüyorlardı.”Gün gelecek...” dedi Sabahattin bu yürüyüşlerden birinde. “Gördüğün bütün konaklar yıkılacak ve yerlerini sefer tası misali apartmanlar kaplayacak.”
“Ben... demişti. Ateş gibi yanan kalbimin sıcaklığını ne kadar sarf etsem bu soğuk tabakayı ısıtamayacağımı anlıyorum. Adımlarım hiç kimseninkine uymuyor. Herkes beni yolun ortasında bırakıveriyor... Yolun ortasında... Herkes...”