Köhneleşen ve canlılığını kaybeden Osmanlı İmparatorluğu gövdesi üzerine devlet oturtulamaz. Ancak Türk çoğunluğu toprağı üzerine oturtulabilir. Büyük devletlere bir likidasyon yaptırmaktansa, ihtilal idaresi bunu kendi yapmalıdır.
Mustafa Kemal Şam'da staja gitmeden önce Beyrut'taki toplantılarda bile arkadaşları ile bir konuşmasında:
"Asıl mesele yıkılmak üzere bulunan imparatorluktan bir Türk devleti çıkarmaktır, diyordu"
Saray, can havli ile şeriatçılığa sarılmıştır. Medrese takımı, halka bu kara kaderin tek sebebi şeriattan ayrılmak olduğunu telkin eder. Halk cesaretini kaybetmemiştir. Biz yine "yedi düvele" karşı koyarız, ama padişahımızı kandıran dinsizler ve uğursuzlar olmasa, derler.
Ali Nizami Paşa, Mustafa Kemal'e der ki:
- Mustafa Kemal efendi oğlum, seni övenlerin yanılmadıklarını anlıyorum. Sen bizim gibi yalnız normal subaylık hayatına atılmayacaksın. Memleket kaderi üzerine tesirli olacaksın. Sözlerimi iltifat olarak alma. Sende memleket başlarına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ alåmetlerini görüyorum. İnşallah yanılmamış olurum.