Özlem Aladağ

Özlem Aladağ
@ozlemartemis
Hayatın renkleri, sayfalar arasında gizlidir. Kelimelerin büyüsü, ruhumu besler ve yeni maceralara yelken açarım.
Dijital Pazarlama | Reklam Yönetimi | Veri Analizi ve Raporlama
Boğaziçi Unıversıty
Fethiye
Malatya, 9 Temmuz 1997
630 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Kendi Gücünü Tanımanın Zorluğu Kararlılık ve Sabır
10/10
·622 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Hayatım boyunca hep fark ettim ki, insanlar iki şekilde yaşar ya başkalarının gölgesinde, sessiz ve görünmez; ya da kendi içindeki ateşi bulmuş ve etrafındaki dünyayı şekillendiren biri olarak. Robert Greene’in İktidar kitabını elime aldığımda, ilk başta bir “güç rehberi” okuyorum sanmıştım; ama çok geçmeden fark ettim ki bu, insanın kendi içsel dünyasında verdiği savaşların haritasıydı. Her yasa, bir uyarı değil, aynı zamanda kendi ruhunu tanımanın ve yönlendirmenin bir yolu gibi. İlk yasalar, bana geçmişte yaşadığım durumları hatırlattı. İnsan ilişkilerinde yanlış anlaşılmalar, haksızlıklar, ihanetler… O zamanlar çoğu zaman kendimi çaresiz hissetmişimdir. Greene’in cümleleriyle okudukça, aslında o anlarda nasıl güçsüz olduğumu değil, nasıl güç kazanabileceğimi de öğrenmiş oldum. Gücün sadece fiziksel veya maddi şeylerden ibaret olmadığını, zekânın, sabrın, gözlemin ve insan psikolojisini anlamanın en büyük güç olduğunu fark ettim. Bir sahne vardı ki, uzun süre aklımdan çıkmadı. Greene, bir liderin, çevresindekilerin zayıflıklarını ve arzularını anlaması gerektiğini anlatıyor. Bu bana iş yaşamımdaki anları hatırlattı; bir toplantıda sessiz kalan, ama aslında en güçlü kararları vereni düşündüm. İnsanların dışarıya gösterdikleri ile iç dünyaları arasındaki uçurumu görmek… İşte gerçek iktidar orada başlıyor. Ve insan, kendi içindeki dengeyi bulmadan, bu dünyada gerçekten etkili olamaz. Kitapta anlatılan bazı yasalar sert, hatta acımasız görünebilir. Ama Greene’in metodu, merhametsizliğin değil, farkındalığın gücünü öğretiyor. “Kendi değerinizi anlamadan, başkalarının gözünde nasıl değerli olabilirsiniz?” sorusu zihnime kazındı. Bu yasalar, sadece başkalarına karşı değil, en çok kendimize karşı uyguladığımız bir aynayı da temsil ediyor. Geçmişimde kendi değerimi
Duygu ve Düşünce
İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 YasasıRobert Greene · Altın Kitaplar · 20233,640 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hatalardan Ders Almak Kendi Yolunu Çizmek
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Sanki kendi hayatımın en karmaşık dönemlerine ışık tutulmuş gibi hissettim. Kararlarımı ertelediğim, korkularım nedeniyle adım atamadığım ve başkalarının yönlendirmelerine teslim olduğum tüm anlar gözlerimin önünden geçti. Her sayfa, bana kendi seçimlerimin sorumluluğunu alma cesareti verdi, geçmişte kendime karşı ne kadar da aciz davrandığımı ve fırsatları ne kadar kolay kaçırdığımı hatırlattı. Ezmeci’nin anlatımı, bana gösterdi ki insan, başkalarının onayı veya dış koşullar yüzünden hareket etmek yerine kendi yolunu çizdiğinde gerçek anlamda özgürleşiyor ve kendi gücünü keşfediyor. Geçmişte başkalarının yönlendirdiği kararlar yüzünden hissettiğim öfke ve kırgınlıklar yeniden canlandı; ama bu sefer sadece geçmişi suçlamak yerine anlamaya başladım. Her hatalı seçim, her gecikmiş adım artık bana ders veriyor, kendi hayatımı daha bilinçli bir şekilde yönetme imkânı sunuyordu. Kendime verdiğim sözler, içimde biriken korkular ve bastırdığım arzular bir bir gün yüzüne çıktı. Ezmeci, kararlılığın ve sorumluluk almanın önemini öylesine güçlü bir şekilde aktardı ki, kendi içimde bir aydınlanma yaşadım; artık kararlarımı ertelemek değil, onları bilinçle almak ve sonuçlarına sahip çıkmak gerektiğini anladım. Geçmişin yükleri, başkalarının etkisi ve kendi içsel çatışmalarım kitabın her sayfasında bana eşlik etti. Karar almak, yalnızca mantıkla değil, duygularla, deneyimle ve cesaretle örülmüş bir süreçti; ve ben bu sürecin hem acı hem de ödüllerle dolu olduğunu iliklerine kadar hissettim. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey sadece farkındalık değil, kendi hayatımda uygulamaya koymam gereken cesaretin farkına varmak, geçmişle barışmak ve her yeni kararı bilinçle almak için içimde bir güç oluşmuştu. Ezmeci’nin sözleri, bana yalnızca bir yol gösterici değil, kendi kararlarımı
1000Kitap
Kararı Ben VeririmEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20203,771 okunma
Bazen En Çok da Güzel Düşünenler Yorulur
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Süleyman İbin En Çok da İyi Niyet Yorar İnsanı, sıradan bir cümleyle başlar ama ilerledikçe bir ara hikâyeye dönüşür; iyi niyetin ne denli kırılgan, sevginin ne kadar dönüştürücü olabileceğini anlatan güçlü bir roman. Süleyman İbin, ilk sayfalarda mütevazı bir öğretmen olarak beliriverir. Eski köy evinde yaşayan, derin ama sessiz bir karakter: iyi niyeti ve naifliğiyle çevresine dokunan biri… Ama herkes gibi o da bugün’ün küçük hesapları, yarın’ın belirsizlikleri arasında incinir. Hikâye, Süleyman’ın taşındığı şehirde, meydanda rastladığı bir grup gönüllünün düzenlediği kermesle açılır. Burada tanıştığı isimler; Sevda, sınırlarını zorlayan iyilik bekleyen bir hasta bakıcı; Tahir, bir süredir ikilemlerle boğuşan genç bir hukukçu; ve Esra, yalnızlığı, bir el işi dükkanında biriktirdiği hüzünlü hikâyelerle taşıyan yaşlı bir kadın. Bu dört kişi, bir araya geldikçe bana artık sadece bireysel karakterler değil, birbirine kenetlenmiş insani kırılmalar gibi görünmeye başlar. Öyle bir sahne vardır ki akıllardan çıkmaz: Sevda, bir çocuğu sokaktan kurtarmak isterken düşer ve ayağını incitir. Süleyman, iyi niyetle yardımı uzatır ama bu yardımı hiç bir zaman tam olarak dönüş görmez; Sevda’nın gözünde bu yardım yarım kalır. İyi niyetin nasıl yorucu olduğunu, bir dokunuşun bile yanlış anlaşılabileceğini o an hissedersiniz zira yazar bunu öyle ince bir şekilde kurgulamıştır ki sayfaları çevirirken kalbiniz o sarsıntıyı yaşar. Tahir’in hikâyesi başka bir katman ekler anlatıya: hukuki bilgiyle dolu bir zihni vardır ama içindekiler anlamsızlaşmaya başlamıştır. Süleyman’ın samimiyeti, onun adalete olan inancını yeniden ateşler. İyiliğin sadece kanunlarla değil, bireylerin kendi iç dünyalarında yeniden inşa edilmesiyle mümkün olduğunu göstermesi Tatlı yorgunluğun sıcaklığına dönüşür
1000Kitap
En Çok da İyi Niyet Yorar İnsanıSüleyman İbin · Destek Yayınları · 2025109 okunma
Kendini Ararken Başkalarının Hikâyesinde Kaybolmak
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Kolektif Kendimi Nasıl İyileştiririm?, birey ve toplum arasında yeni bir bağ kurmaya cesaret eden nadir kitaplardan biri. Kahramanımız, adı en başta belirsiz bırakılan Ben’dir ama anlatı ilerledikçe o sadece bireysel bir “ben” değil; küçük bir topluluğun, sıkışmış ilişkilerin, birbirine yabancılaşmış ailelerin sembolü haline gelir. İlk sayfalarda bir mezarlıkta yalnız yürüyen bu “Ben”, aslında yalnız değildir çünkü etrafındaki ölümler, sessizlikler ve terk edilişler, kolektif acının sadece kendi yaşamanız olmadığını fısıldar size. Hikâye, bir terapi topluluğunda geçer: birkaç farklı karakter, sırlarını getirmiş gibi otururlar bir çemberin içine. Ama odada sadece bireysel öyküler değil, birbirine bulaşan yaralar vardır. Mesela Elif, yıllar önce kaybettiği kardeşinin yasını hâlâ yaşar; kardeşiyle yaptığı eski konuşmaları hayalet gibi tekrarlar. Ömer, babasıyla kırılmış ve hep o kırıklıkla yaşamayı seçmiş biridir. Bunlar başta bağımsız öyküler gibi görünse de sayfalar ilerledikçe anlatı, bu kişilerin birbirini nasıl iyileştirdiğini göstermeye başlar sözcükler, gözyaşları, bazen bir sessizlik ortak iyileşmenin mihenk taşı haline geliverir. Yazar, bireysel deneyimlerle kolektif dönüşüm arasında ince bir çizgi kurar. “Ben” yalnızca kendi içindeki yarayı değil; bir başkasının sessiz çığlığını da taşır. Örneğin bir sahnede, Elif’in dumanlı gözlerle anlattığı bir çocukluk anısı yağmurlu bir pencerede izlediği kırmızı yaprakların hüzünlü titremesi sonra Ömer’in kaybettiği baba figürünü düşündürür; dolayısıyla bu iki öykü birbirine ışık tutar. Dil zariftir, ama okuyucuyu asla düşürmez; samimi, insana dokunan ama ağırlaştırmayan. Hikâyenin zirvesi, bir akşam toplanan grup seansında yaşanır: katılımcılar kendi iç sesleriyle konuşmaya başlar; bu konuşma, tekil değil,
Duygu ve Düşünce
Kendimi Nasıl İyileştiririm?Kolektif · Alfa Yayınları · 2025204 okunma
Ölüm Kapıyı Çaldığında, Kim Cevap Verir?
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Said Şaşmaz Ölüm ve Sonrası, başından sonuna kadar varoluş sorunsalına dair keskin bir yolculuk. Okurun adım adım içine çekildiği bu anlatı, ölümün hemen arkasındaki gölgeli dünyayı sadece bir mecaz değil, yaşanan gerçekliğin kendisi olarak ele alıyor. Karakterlerinizin zaman zaman hayalet gibi belirdiği ama tam anlamıyla kaybolmadığınız bir atmosfer kuruyor ister istemez hikâyeye kapılıyorsunuz. Kitabın merkezinde, ölümünü bekleyen Mahir adlı bir karakter var. Ama Mahir yalnızca ölümü bekleyen biri değil; köhneleşmiş ilişkilerin, unutulmuş duyguların, yitirilen sözlerin temsilcisi. Öleceği gün gelip çattığında; zamanın akışı kırılmaya başlıyor. Saniyeler uzuyor, kelimeler anlam değiştiriyor. Mahir aslında artık içimizden biri: tutkusuz ve kırılgan ama arkasında bıraktığı dünyayı bütün açıklığıyla gören biri. Hikâyenin bu geçişlerdeki ustalığı, okurun hem Mahir’in aklında kalmasını hem de onun hayat sonrasında da var olduğuna inanmasını sağlıyor. Ölüm bir son değil, dönüşüm diyorsunuz. Etrafındaki diğer karakterler özellikle Mahir’in eski eşi Derya ve ona karşı duyguları hâlâ diri olan kızı Eylül ölüm sonrası ile yüzleşirken kendi yaşamlarına yeniden bakmak zorunda kalıyorlar. Bu sahneler öyle neredeyse hikâyenin kendisinden fışkırıyor; yalnızca anlatılmış değil, yaşanmış gibi geliyor. Yazar Said Şaşmaz, ölüme dair klişeleri kırıp attığı kadar, okuyucuyu da insan hâline getiriyor. Mahir’le kurulan o ilişki başlangıçta neredeyse sıradan, ama ilerledikçe gitgide dokunan, sarsıcı oluyor. Onun iç dünyasını anlamak için kullandığı metaforlar mesela ölümü bir mevsim geçişine benzetmesi; iz bırakan yaprakların sadece düşmekle kalmayıp yeni hayata giden bir yol olduğunu düşünmesi okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Ve sonra bir noktada devreye giren gizemli bir figür: Gölge
Hayata Dair
Ölüm ve SonrasıSaid Şaşmaz · Foliant Yayınları · 202520 okunma