Yazarın Ateşböceği Yolu kitabından hemen sonra okuduğum kitabı. Yazarın dilini o kadar çok sevmiştim ki başka bir kitabını daha okumalıyım diyerek okudum. Yazarın dili yine kusursuzdu bu kitapta da.
Annie, kocasının artık başka bir kadına aşık olduğunu öğrenmesiyle hayatı tepetaklak oluyor. Her zaman eşini ve ailesini mutlu etmeye çalışan karakterimiz bir anda tüm varlığının elinden alınmasıyla ne yapacağını bilemez durumda oluyor. Tekrardan ona döneceğini düşünerek günlerini geçirmeye başlasa da bir noktada anıların hücum ettiği evde durmanın ona bir yarar sağlamayacağını düşünerek babasının yanına, doğup büyüdüğü kasabaya gitmeye karar veriyor.
Kasabada kötü olaylar yaşamış çocukluk arkadaşının adını duymasıyla eski dostlukların hem kendine hem de ona iyi gelebileceğini düşünerek onunla karşılaşmaya karar veriyor.
Kitabın sonu tamamen beklentimi karşılamadı. Yazar acaba devam kitabı yazdı mı diye araştırmama rağmen maalesef bir sonuca ulaşamadım. Bu benim, tamamen karakterin en son verdiği kararın ona ne sonuçlar getireceğini merak etmemden kaynaklandığı için de olabilir. Yoksa yazar belirsizlik içinde bırakmadı bizleri, sadece verdiği kararın gelişmelerini okumak istemiştim.
Genel olarak 1-2 gün içinde gayet pozitif bir şekilde okuyabileceğiniz bir kitap. Her ne kadar kitabın başı karamsar başlasa da küçük kasabada yaşanılan olayları okumak beni mutlu etti. Sanki olanları o gölün kenarından ben de izledim. Yer yer gözümden yaşlar aksa da..
Şimdiden iyi okumalar..<3