Özlem Ceren Memiç

Hissediyor Nicholas? Duyuyor musun sesleri? Çığlık sesleri bunlar. Yüreğim bağırıyor. Nasıl oldu da bu acımasız adama kandın diyor? Bir bilsem! Bilirsin beni, aklım çalışır normalde. Çok düşünmem aslında. Seni düşünmemden geri kalan zamanda. Zaten geriye de bir şey kalmıyor. Bu korkunç evrende beni daha ne kadar sefil hale getirebilirsin? Beni bir başıma bırak. Beni özgür kıl Nicholas!
Reklam
Sessizlik öldürüyor beni. Çığlıklardan korkarken sessizlikle boğuşur oldum. Her şey daha da kötüye gidiyor. Acınası bir durum. Düzelecek sanarken her şeyi nasıl da batırır insan! Tek bir sözle, bakışla, dokunuşla nasıl yerle bir olur? Hisler sarmalıyor beni. Ama sıkıca sararcasına. Bir dostun sarılması gibi değil. Karanlığa çekilmek gibi.
Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazamak sana dair, hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek: filanca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya... Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine: bir çekmece bir yüzük, ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen
Bir şehir ancak içinde sevdiğiniz biri varsa yaşamaya başlıyor. Aslı Erdoğan
“Nefes alabildiğim tek yerle boğulduğum yer aynıydı. Ben seni bir ömür affedemem.”
Reklam