A. Özlem Öztürk

A. Özlem Öztürk
@ozlemoztrk83
Galatasaray Üniversitesi
105 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Madam Pera
O sıralar moda, ekseriyetle Rum ve Ermeni sanatçıların ellerinde, ağırlıklı olarak Paris’in ve kısmen Londra’nın tesirinde, cemiyetin ayrıcalıklı tabakasının talepleri doğrultusunda Beyoğlu’nun çeşitli noktalarında hayat buluyordu. Toplumun geri kalan kısmı, maddi imkânları ölçüsünde bu seçkin zümrenin peşinden, onların tayin ettiği yönlere savruluyordu. Kıyafetlerinin hangi terzinin atölyesinden çıktığının dillendirilmesi hanımefendiler arasında her zaman bir sükse vesilesiydi. Artık Beyoğlu’nda da tıpkı Londra’da olduğu gibi öğlene kadar sabahlık kabanlar, akşamüstü salon takımları, ilerleyen saatlerde ise gece kıyafetleri giyilir olmuştu. Eşine İngiltere’de dahi zor rastlayacağınız kalitede tüvitten yapılma, pileli norfolk ceketler, kaliteli manşetli pantolonlar, sert yakalı parlak renkli gömlekler, pelerinler ve daha neler neler… Çeşit çeşit iç etekler, gösterişli kuyruklar, rengârenk ipek eşarplar, muhteşem deri eldivenler… Her türlü zevke hitap eden, her kaliteden kıyafet ve aksesuar müşterilerini tezgâhlardaki yerlerinde bekliyordu. Sadece Levantenler değil, Müslüman efendiler ve hanımefendiler de aynı dikkat ve özenle giyiniyorlardı. Hatta bazen bu sebeple saraydan tenkit edildikleri dahi oluyordu. En son eleştiri getirilen husus, Müslüman hanımefendilerin, tıpkı Frenk hanımlar gibi ellerinde şemsiyeleriyle gezmeleriydi. Bu durum saray tarafından sert bir şekilde kınanmıştı. Ancak kadınlar buna aldırış eder mi? Asla! Onlar tercihlerini savunma hususunda ne onurlu ve ne gözü pektirler!
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Aşk benim için bir din, Tamara. Görülmese de, duyulmasa da varlığına hemen hemen her surette tanık olduğum, sarsılmaz bir inançla bağlı olduğum bir din. Ondan fazla emrin olduğu, sadece ‘öldürmeyeceksin’le (altıncı emir) bitmeyen, ‘zarar da vermeyeceksin’ diyen bir din. Zaman zaman aslanın ceylana yem olduğu bir hal, bir istisna, aslında mükemmel bir istisna."
"Tamara içgüdülerine son derece sadık bir kadındı, bir insanı sevmiyorsa bunun on binlerce yıllık bir geçmişe dayandığını hissederdi. Bu hissiyatın onun sınırlı ömrünü aşan, sezgilerinin dokunabildiği bir uzaklıktaki atalarının düşmanlık mazisine ait olduğuna inanırdı."
Alıntı
"Bazı insanlar tılsımlıdır. Bakışları, sesleri, davranışları ya da varlıkları durağan olana hareket ve yön verir. Pera da öyleydi. Bir keresinde yanından umursamadan geçtiği bir saksının içerisindeki hafif solgun çiçeklerin ona nasıl yöneldiğine, bir nebze de olsa nasıl canlandıklarına şahit olmuştum. Sonra sokak kedileri, sonra kuşlar… Pera dışarıdayken mümkün oldukça ona yaklaşırlardı. Görüntüsüne, kokusuna ve sesine gelirlerdi. Canlılar üzerlerinde bir çekim yarattığı muhakkaktı ama Hamdi Bey açısından durum biraz farklıydı, o bu karşılaşma için bizzat hazırlanmıştı."
Alıntı
Küçükken babaannem bana ‘Yahuda Öpücüğü’nden bahsetmişti. İsa’yı yakalamak için pusuda bekleyen askerlere Yahuda’nın onu ifşa etme şeklidir o öpücük. Gethsemane Bahçesi’nde... Askerler onun İsa olduğunu, Yahuda İsa’yı öpünce anlar, sonra onu tutuklarlar. O büyük ihanet! Görüyorsun kızım, bir benzerini ben de yaptım.
Alıntı