“Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ve kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür; bizi ayıran küçücük bir köprü vardır hepsi bu kadar. Ama tam sen bu köprüye adım artacakken sana şu soruyu sorsam: Bu köprüyü aşıp bana gelir misin?İşte o anda artık bunu istemeyiverirsin…o andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer; bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar örülüverir önümüzde ve artık bir araya gelmek istesek de yapamayız.”
…birinci adam adım atamıyor çünkü artık yapacağı şey diğerine boyun eğmek gibi geliyor belli ki yakınlaşma yolunu engelleyen şey, güç.
Gizli yönlerimizi görenlere be güzel duygular içindeyken bizi yakalayanlara karşı nefret beslediğimizi söylüyor. Ona göre o anda bize gereken duygudaşlık değil, kendi duygularımıza hükmedecek gücü tekrar kazanmamızdır.
“Ümit mi? Ümit en son kötülüktür! Pandora’nın kutusu açılıp , Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman orda son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı:ümit.
Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.”