Bugünlerde çok yalnız hissediyorum. Nedenini inanın bilmiyorum çünkü baya üzgünüm sebepsiz bir yere bir hüzün var içimde sanki olmayan birini özlüyorum böyle yorgan misali tüm vücuduma sarılıyor nefesimi kesiyor. Şimdi diyeceksiniz sevdiğin veya özlediğin biri mi var kesinlikle yok. Birini veya birilerini özlemeyi uzun zaman önce bıraktım arık özlem gibi bir duygu yok içimde sadece anlam yükleyemediğim bir sıkıntı mı desem hüzün mü desem öyle bir şey var. Bu bölümde anlatmak istediğim şeyi zaten az çoğunuz anlamıştır pırlanta ve çakıl taşı meselesi çakıl taşı sadeyken pırlanta gösterişli ve muhteşem…
Pırlantayı eline aldığın an kırılıyor ama çakıl taşını metrelerce yüksek bir binadan atıldığı zaman bile kırılmıyor burada vermek istediğim mesaj acı dolu kalpleri yani yaralı dış görünüşü kötü kalpleri sevin… Çünkü onlar kolay kolay sizi bırakıp gitmez gitmez dediğim şey yani ne pahasına olursa olsun o yüksek binadan düşse bile sizi bırakmaz çünkü bırakılmanın ne demek olduğunu bilir… Unutulmanın ne kadar ağır bir yük olduğunu o kalbinize bedeninize yüklenen sızıyı köprücükkemiklerinde hissetmiştir.
Ama pırlanta yani hayatı muhteşem olan hiç incinmemiş hep mutlu hep güzel hep hayatın iyi tarafıyla karşılaşmış kalpleri sevmeyin çünkü o kalpler acının ne demek olduğunu sızının her gece ne kadar ağır bir yük gibi boğazınıza yapıştığını bilmez en ufak şeyde kırılır gider. Ona bakarken bile kırıldığını hissedersin ama çakıl taşı ne kadar da kötü ve acı dolu yararlı dışına vurmuş ve hırpalanmış işte o sizi bırakmaz ne pahasına olursa olsun ne kadar yüksek bir yerden düşmüş olursa olsun… Sizi bırakmaz ne olursa olsun sizin yanınızda kalır çünkü acıyı hissetmiştir yalnızlığı biliyor ve hissediyordur. Ve sizin yaşamamanız için elinden geleni yapar ama bir gün bile olsun sizi