Onu sadece pişmanlığı yüzünden yaptığı ve başarılı olduğu, hiç kimsenin bir işine yaramayan, ama hiçbir zaman silinmeyecek bu tehditle anımsıyordu.
Dişinin ağrısını artık hissetmiyordu ve hıçkırıklar yüzünü çarpıtmıştı.
Onu son anında aklımda kaldığı gibi acımasız ve intikam peşinde bir kadın olarak değil, ilk kez yine bir istasyonda gördüğü gibi, gizemli, çok güzel, sevgi dolu, mutluluk arayan ve mutluluk veren bir kadın olarak anımsamaya çalışıyordu.
Ruhunda fırtınaların estiği, hayatının korkunç sonuçlar verebilecek bir yol ayrımında olduğunu hissettiği bir sırada, her şeyi er ya da geç öğrenecek bir yabancının karşısında neden rol yapmak gereği duyduğunu bilmiyordu;
ama içindeki fırtınayı hemen yatıştırıp oturdu ve konukla konuşmaya başladı.