Unut! Geçmişinde ne varsa bırak orada kalsın.Sakın dönüp bakma ardına.’ Estağfurullah’ çek can evinden.Bir tövbe al dost elinden, tut, bırakma eteğinden.Emin ol, elinden, dilinden, belinden.Bir çizgi çek kaderine, kaderinden. Başla tövbe ile dirildiğin hayata yeniden….Bırak saçların ağarsın, göz kapakların çöksün, kolların yanlarına düşsün.Çınar gibi dik belin bükülsün.Ama her zaman söyle ki, “ Rabbim sen, derdimden de büyüksün!.
Şüphen rızkın mıdır? Bak, yerdeki toz parçası kadar karıncaya! Bak, ibret al doyasıya.Burası yokluk yurdudur.Varlık aramak ne diye? Yol olacak varlıkken, var olma çabasının hırsı niye?Yaşamayı bileceksin.Öyle iki adımda bir geçmişine dönüp bakarak, Gelecek kaygısı yaşayarak gelemezsin yarınlara…
“Hayat sadece kocaman bir imtihan ibaret.’ Sonu olmayan, zor olan ve mükâfatı olan imtihandan.Hayat insandan ibaret. Unutma ki,”Dünya gözünün gördüğü kadardır.’ Hayat diyorum hayat, biraz da hafızın dediği gibi, ‘Alnımıza yazılan kaderdir.’…
Verdiğine boyun eğmektir. Vav
olmaktır. Sabretmektir o kapının eşiğinde.
Sıkıntı da, acı da böyledir…Allah sana sıkıntı veriyorsa, senin rahatlığın içindir. Ne garip değil mi? İnsan sıkıntı çekerek rahatlar mı? eğer o Allah’ın çok kıymet verdiği bir kul ise rahatlar.Allah sevdiği kullarını sıkıntıya koyar. Erdemlik, kapıyı bir kez çalıp beklemek değil! Asıl erdem, o kapının önüne gitmek, bağdaş kurup hiç kapıyı çalmadan oturmak, umut beslemek ve açılacağını bilmektir. Canın yanıyorsa, kül ol diye değil, kul ol diye yanar.Zira yanan odundur…