8,0/10  (3 Oy) · 
8 okunma  · 
2 beğeni  · 
93 gösterim
Bir parça Muhammedi hüzün için yalvaran bir kalp. Yaşamaktan yana mahcup, Allah’a, “Huzuruna çıktığımda, yüzüne bakmaya yüzüm olsun” diye dua ediyor!

Elbiselerin güzel, eşyalarla çevrili etrafın.

Soluk soluğa bir koşunun içindesin.

Heybende gaileler, derdin günün, talebin dünya.

Halbuki kendini O’na nispet ettiğinde, hiçsin.

Vacibü’l vücudun kucağındaki topraksın.

O’ndan ayrılışından baktığında, gurbettesin.

Üzülme, bu gurbetin bir tesellisi var…

Çünkü…

Allah varken, yokluk yoktur.

Faruk Yiğit Araz, ‘yaşamak’ karşısındaki durumunu şöyle açıklıyor: “ ‘Ne var, ne yok?’ diye sorulan her soruya ‘hiç’ dersin. Har var, İmtihan var. Çaresizlik var. Var olana da, yok olana da şükür demektir ‘HİÇ’ demek.”

Yarası olan, okura onun da yarası olduğunu hatırlatan bir yazar. Yarası, Allah’ı her an hatırında, kalbinde, ibadetinde tutma derdinden. Yarası, dünya rüyasına aldanmama, hakikati her daim merkezinde ve menzilinde tutma derdinden.

(Tanıtım Bülteninden)
Leyla2 
15 Şub 00:41 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

O'ndan ayrılışından baktığında, gurbettesin.
Üzülme, bu gurbetin bir tesellisi var..
Çünkü...
Allah varken, yokluk yoktur.
Kitabın arka sayfasına yazılan bu yazıyla hayran kaldım. Kitabı alır almaz da hemen okudum. Benim gibi dini içerikli, insanı motive eden, içindeki boşluğu ve maneviyatı zerrede olsa böyle kitaplarda arayanların bir solukla okuyacağı bir kitaptı. Tavsiye ederim ...