“ Bir gün, küçük bir köyden geçiyordum. Çok ihtiyar, doksanlık bir adam badem ağacı dikiyordu. ‘ Ee, dede, ‘ dedim, ‘ badem ağacı mı dikiyorsun? ‘ O, eğilmiş olduğu halde bana baktı ve ‘ Ben, oğlum, ‘ dedi, ‘ ölümsüzmüşüm gibi hareket ederim. ‘ Karşılık verdim: ‘ Bense, her an ölecekmişim gibi davranırım! ‘ İkimizde hangimiz haklıydık patron ? “
“...Tam ve namuslu düşünceler sessizlik, ihtiyarlık ve dişsizlik ister. Dişsiz olduğun zaman: ‘ Ayıp çocuklar, ısırmayın! ‘ demek kolaydır. Ama otuz iki dişin olunca... İnsan gençliğinde canavardır, evcilleşmek bilmez canavardır ve insan yer. “
İnsanın ruhu sırf çamurdur; işlenmiş, hala kabakıyım doğranmış becerilere sahip, yontulmamış bir çamurdur ve temiz, sağlam olan hiçbir şeyi fark edemez.
İnsanın sevdiği insanlardan geç ayrılması zehirdir! İnsanın ,bıçakla keser gibi, kendisi için doğal bir iklim olan ıssızlıkta yine yapayalnız kalması daha iyi.