#kitapincelemesi
“Ama neden her zaman küçük, mütevazı köşeler aradım? Dostlarımı, en sevdiklerimi bu çarşı içlerinin kara çocuklarından seçtim. [..] En çok zevki kasabanın bayram yerlerinden, halkın tatil günleri serpildiği çayırlıklardan aldım. Kayalara, dağlara, baharın ve yabani kokuların rüzgârla beraber dolaştığı tepelere tırmanıp küçük çoban çocuklarıyla konuştum. Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum. Dert dinledim. Onların sefaletiyle kederlendim. Saadetleriyle coştum. Her umumi ve herkese açık yol, aşçı dükkânı, bahçe, kır benim oldu.”
Kitabı ve Sait Faik’in öykücülük anlayışını kendi kaleminden dökülen bu cümlelerle anlatmak istedim. Yazardan okuduğum ikinci öykü kitabıydı 16 öyküden oluşan Sarnıç; ilki Alemdağ’da Var Bir Yılan öykü kitabıydı. Her ikisini de çok sevdim, Sait Faik’in kalemini çok sevdim. Tıpkı eklediğim alıntıda olduğu gibi öykülerine konu olan insanlar & durumlar öyle samimi, öyle sıradan ve bizden ki… Öykü kitaplarına mesafeli olan bana bile çok sevdirdi bu türü.
Eğer kalemiyle tanışmadıysanız mutlaka şans vermenizi tavsiye ederim.
Koreli yazar Hwang Bo-Reum’dan daha önce Hyunam-Dong Kitabevi’ni çok severek okumuştum. Eğer okumadıysanız gönülden tavsiye ederim. İkinci olarak ise kapak tasarımını ve adını çok sevdiğim Sade Bir Hayat’ı okumak istedim.
Sade Bir Hayat, yazarın kendi hayatını anlattığı, otobiyografi türünde bir eser. Kitabı anlatmaya, yazarın “giriş” bölümünde kullandığı şu cümlelerle başlamak istiyorum:
“Sade yaşamanın aslında hayattaki gereksiz şeyleri mümkün olduğunca elemek ve gerçekten ihtiyaç duyduğum ya da sevdiğim şeylere zaman ayırmak anlamına geldiğini fark ettim. Hayatımda nelerin olmasını istediğimi bilinçli bir şekilde seçmeye karar verdim ve bunu yaparken zahmetsizce yaşama fikri bana cazip geldi.”
Evet, yazarın sade yaşam* tanımı tam olarak bu aslında. Kitap boyunca bu düşünce etrafında kurduğu minimal hayatını anlatıyor bizlere. Otuzlu yaşlarında bir yetişkinken, kendini mutsuz hissettiği masa başı işinden ayrılıp hayali olan yazarlığa geçiş yapıyor. Aynı zamanda ailesiyle yaşadığı hayatı da geride bırakıyor ve kendine tek başına mutlu olacağı bir yaşam alanı yaratıyor.
Genel olarak, sakinleşmek, yavaşlamak ve hayatında gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu sorgulamak isteyenler için uygun bir kitap olduğunu düşünüyorum. Heyecan ya da çarpıcı olaylar bekleyenler için temposu yavaş gelebilir ancak benim gibi sade yaşam fikrine ilgi duyanlar kendilerinden bir parça bulabilirler.
Benim kitapla ilgili duygularıma gelirsem; verdiği mesajlar ve yazarın hayata bakışı bana çok yakın olsa da yer yer sıkıldım. Çünkü yeme alışkanlıklarından eşya seçimine, en ince ayrıntısına kadar anlattığı hayat, onun için çok anlamlı olsa da ben okurken zaman zaman “Bu kadar detaya gerek var mıydı?” diye düşündüm.
Elbette bu detayları ilgiyle okuyan kişiler de olacaktır; bu tamamen benim
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025749 okunma
"Bugün yürümek için harika bir gün.. Hava ılıksa, ılık olduğu için güzel, serinse, serin olduğu için güzel. Yağmur dinmişse güzel, kar erimişse güzel. İlkbahar olduğu için güzel olmaması mümkün değil."