Bir profesörün onuru bir çöpçünün onuruna esittir, bir kapıcının onuru, bir genel müdürün onuruna, bir hekimin onuru hastanin, hastabakicinin onuruna eşittir ve bir müfettişin onuru, bir hırsızın onuruna eşittir.
Her insan sahip olduğu eşyaların unvanların rollarin dışında yiyip içen konuşup düşünen seyredip dinleyen bir ben'e sahiptir. İçimizdeki bu sapsade ben'e sahip çıktığımızda o güne kadar atmadığımız bir mutluluğu yakalayabiliriz.
Kendini bilmezlik rol tutsakligi varoluşu yaşayamamanin belki de en temel göstergesi. Varoluşumuzu yaşayamadığımız zaman sahip olduğumuz toplumsal rolleri gitgide özvarligimizdan üstün tutmaya başlıyoruz.