Özge

Özge
@ozzgekalkann
Hukuk
İstanbul-Kocaeli
İstanbul, 27 Mayıs 2001
161 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Sosyal Bilimler
Sosyal bilimlerin "sayısallaştırılmış" bir eğitim sisteminde geri plana atılması, aslında toplumun kendi hafızasını ve analiz yeteneğini köreltiyor Öğretmenlik,hukuk,psikoloji bölümlerine düzenleme yapılmalı ciddi başarı barajlari getirilmelidir,her isteyen sadece maddi imkanı olduğundan veya birkaç netle bu alanlara sızamamalıdır. Hak etmeli,bu bölüm okumak için çaba sarf etmeli ki gerçekten o bölümü okurken emek vereceğini,öğrenmek için çaba sarf edeceğini, o işi yaparken iyi yapacağına ikna olabilelim. Bu bölümleri okumak gerçek bir emek ve entelektüel çaba gerektirmelidir Sözel ve eşit ağırlık bölümleri genel olarak "kolay" etiketiyle küçümseniyor ama sosyal bilimler bu ülkeyi toplumsal olarak geliştirecek,inşa edecek tek unsurdur. İnsanların psikolojisi,tarihi,vicdani,toplumsal uyum,kamu düzeni ve güvenliği ancak bu şekilde korunabilir. İnsanlar emek versede sözel bölümlerde önü direk kapalı halbuki bu bilimler evet daha anlaşılabilir ,karmaşık değil ancak milletin ruhu toplumun ana öğesini oluşturur,onların karmaşıklığı toplumda işi yaparken ortaya çıkar,toplumun sığlaşmasını önler. Toplumun içinde sözel bilimler vardır ama tabi biz her şeyi soru bankasından ibaret gördüğümüz için sözel bölümleri küçümsemeye dünden hazırlanıyoruz. Müfredatlarını basitleştiriyoruz, eğitimi sadeleştiriyoruz, basite indirgiyoruz her şeyi. Eğitimi Küçük görüyoruz,eğitim emek, çalışma,zaman,akıl ister. Bizde ise yalnızca zaman geçirilen ve biten bir yer oldu. Kapsamlı derin bir eğitim verilmiyor sonrada sözel ve eşit ağırlık bölümleri küçümseniyor ,bir kitap bitirmeden mezun oluyorlar küçümsemekte haklıyız ancak bu düzende de çalışan ile çalışmayan ayırt edilemiyor çok sığ,yüzeysel sorular soruluyor. Hukuk,psikoloji,eğitim ülkeyi ayakta tutan yegane bilimlerdir bizde toplumsal olarak
Özge
Nabi 17 yy öğretici eserler yazar ,rasyonalizm akılcılık,Malazgirt savaşı 1071 Alpaslan gerçekleştirmiştir diyip geçiyoruz halbuki ne kadar önemlidir felsefe edebiyat tarih bu ruhu karşı tarafa geçecek nitelikli öğretmenlerin en başta akademisyenlerin olması çok değerlidir. Bu ruh bir kültürdür en basta cunku
Reklam
Sosyal Bilimler
Sosyal bilimlerin "sayısallaştırılmış" bir eğitim sisteminde geri plana atılması, aslında toplumun kendi hafızasını ve analiz yeteneğini köreltiyor Öğretmenlik,hukuk,psikoloji bölümlerine düzenleme yapılmalı ciddi başarı barajlari getirilmelidir,her isteyen sadece maddi imkanı olduğundan veya birkaç netle bu alanlara sızamamalıdır. Hak etmeli,bu bölüm okumak için çaba sarf etmeli ki gerçekten o bölümü okurken emek vereceğini,öğrenmek için çaba sarf edeceğini, o işi yaparken iyi yapacağına ikna olabilelim. Bu bölümleri okumak gerçek bir emek ve entelektüel çaba gerektirmelidir Sözel ve eşit ağırlık bölümleri genel olarak "kolay" etiketiyle küçümseniyor ama sosyal bilimler bu ülkeyi toplumsal olarak geliştirecek,inşa edecek tek unsurdur. İnsanların psikolojisi,tarihi,vicdani,toplumsal uyum,kamu düzeni ve güvenliği ancak bu şekilde korunabilir. İnsanlar emek versede sözel bölümlerde önü direk kapalı halbuki bu bilimler evet daha anlaşılabilir ,karmaşık değil ancak milletin ruhu toplumun ana öğesini oluşturur,onların karmaşıklığı toplumda işi yaparken ortaya çıkar,toplumun sığlaşmasını önler. Toplumun içinde sözel bilimler vardır ama tabi biz her şeyi soru bankasından ibaret gördüğümüz için sözel bölümleri küçümsemeye dünden hazırlanıyoruz. Müfredatlarını basitleştiriyoruz, eğitimi sadeleştiriyoruz, basite indirgiyoruz her şeyi. Eğitimi Küçük görüyoruz,eğitim emek, çalışma,zaman,akıl ister. Bizde ise yalnızca zaman geçirilen ve biten bir yer oldu. Kapsamlı derin bir eğitim verilmiyor sonrada sözel ve eşit ağırlık bölümleri küçümseniyor ,bir kitap bitirmeden mezun oluyorlar küçümsemekte haklıyız ancak bu düzende de çalışan ile çalışmayan ayırt edilemiyor çok sığ,yüzeysel sorular soruluyor. Hukuk,psikoloji,eğitim ülkeyi ayakta tutan yegane bilimlerdir bizde toplumsal olarak
Özge
Mesela tarih Edb okuyanlarla dolu polislik mesleği ve ülke sözel eşit ağırlık mezunlariyla dolu ancak hiçbiri donanımlı değil ama ucuz işgücü yetkinliği olmasada diplomasi var nasıl olsa. Zengini daha zengin eden sınıf farkını keskinleştirme işte budur. Okuyunca refah seviyesine geleceğimize dair umut yok emekte yok eğitim herkesin sahip olduğu basit ,30 sayfa notla bitirilen bir şey oldu. Şimdi birde 3 yıla inecekmis galiba daha da boşalan bir üniversite eğitimi yani zamanla belirlenmes tabi bu ama müfredat daha da agirlastirilacagina basitlestiriliyor.
Bir Neslin Travması; Umut çıkmazı
İçinde bulunduğumuz dönem, çabanın ve dökülen alın terinin karşılığını bulamadığı, adaletin terazisinin saptığı bir devir, geçmiş dönemlerin tahlilini yapmasam da bugünün gerçeğini henüz bu yıllarımda yaşayarak öğrendim. Sıfırdan başlamak her zaman zordu; ancak bugün bu zorluk liyakatin yerini alan imtiyazlarla iki katına çıkmış durumda. Günümüzde bireyin değeri, ne kadar çalıştığıyla değil ne kadar sermaye ve hangi sosyal statüyle doğduğuyla ölçülüyor. Bu adaletsiz düzende en büyük tahribat, "network" adı altında meşrulaştırılan kayırmacılıkla yaşanıyor. Akademik başarılar ya da gerçek potansiyel birbirlerine yapmayı taahhüt ettikleri ya da yaptıkları "küçük bir jest" kadar değer görmüyor. Bugün aşırı düşük olan akademik ortalamam da bir nevi bu çarpık sistemin yarattığı engellerin ve onun sonucu olan ruhsal yorgunluğumun bir yansımasıdır. Oysa Profesyonel olmak yaptığımız işin kişisel düşüncelerimizden sıyırmayı yani kişisel sorunlarımızı, düşüncelerimizi diğerine empoze etmemeyi ve aynı zamanda iş, görev tanımımız ile kişisel ego ve memnuniyeti karıştırmamak yani profesyonel davranmak gerekir ne yazikki bu çagda kaybolan başka bir değerimiz. Fakat biliyorum ki; üzerime basarak önüme geçirilen herkes bir gün gerçek kapasitesine layık olan yere varacak, ben de hak ettiğim noktada olacağım. Yine de bu süreçte tanıklık ettiğim haksızlıklar ve sadece benim değil mülakatlarda veya özel sektörde hakkı yenen binlerce gencin ruhunda telafisi imkansız travmalar bırakıyor. Artık çalışkan ya da zeki olmak, sınıf atlamak için yeterli bir anahtar değil. Sermayenin her kapıyı açtığı, diplomanın parayla kolayca elde edilebildiği ve okumanın emekle değilde zaman ile bitirildigi bir dünyada arz-talep dengesi tamamen bozulmuş ve eğitimsiz diplomali kişiler oluşmuş durumda.
Özge
Avukatlikta da düzenlemeler geliyorda mesela noterde yapılan bazı işlemleri ihtarname,tebligat,sözleşme onayi niye noterlerdeki hem onları etkileyecek birşey değil zaten bu faaliyetler alınsa bile ama avukatlara bu işlemleri kendi müvekkilleri ile yapmamalari şartı ile getirilmeli yoksa yapilan her faaliyet yine müvekkil çevresi oturtmus olan eskilere ,kidemliler yarayacak hemde tarafsız avukatın yani vekil ilişkisi olmayan bir avukatın yapması daha iyi .... Veya hmgsden geçenlere verilse bu yetkiler onlar bu işlemler için hmgs ye girmez hemde biz sadece bu dönemde okuduğumuz için cezalandırılmamis hmgs ile bir avantaj elde etmiş oluruz
Bir Neslin Travması; Umut çıkmazı
İçinde bulunduğumuz dönem, çabanın ve dökülen alın terinin karşılığını bulamadığı, adaletin terazisinin saptığı bir devir, geçmiş dönemlerin tahlilini yapmasam da bugünün gerçeğini henüz bu yıllarımda yaşayarak öğrendim. Sıfırdan başlamak her zaman zordu; ancak bugün bu zorluk liyakatin yerini alan imtiyazlarla iki katına çıkmış durumda. Günümüzde bireyin değeri, ne kadar çalıştığıyla değil ne kadar sermaye ve hangi sosyal statüyle doğduğuyla ölçülüyor. Bu adaletsiz düzende en büyük tahribat, "network" adı altında meşrulaştırılan kayırmacılıkla yaşanıyor. Akademik başarılar ya da gerçek potansiyel birbirlerine yapmayı taahhüt ettikleri ya da yaptıkları "küçük bir jest" kadar değer görmüyor. Bugün aşırı düşük olan akademik ortalamam da bir nevi bu çarpık sistemin yarattığı engellerin ve onun sonucu olan ruhsal yorgunluğumun bir yansımasıdır. Oysa Profesyonel olmak yaptığımız işin kişisel düşüncelerimizden sıyırmayı yani kişisel sorunlarımızı, düşüncelerimizi diğerine empoze etmemeyi ve aynı zamanda iş, görev tanımımız ile kişisel ego ve memnuniyeti karıştırmamak yani profesyonel davranmak gerekir ne yazikki bu çagda kaybolan başka bir değerimiz. Fakat biliyorum ki; üzerime basarak önüme geçirilen herkes bir gün gerçek kapasitesine layık olan yere varacak, ben de hak ettiğim noktada olacağım. Yine de bu süreçte tanıklık ettiğim haksızlıklar ve sadece benim değil mülakatlarda veya özel sektörde hakkı yenen binlerce gencin ruhunda telafisi imkansız travmalar bırakıyor. Artık çalışkan ya da zeki olmak, sınıf atlamak için yeterli bir anahtar değil. Sermayenin her kapıyı açtığı, diplomanın parayla kolayca elde edilebildiği ve okumanın emekle değilde zaman ile bitirildigi bir dünyada arz-talep dengesi tamamen bozulmuş ve eğitimsiz diplomali kişiler oluşmuş durumda.
Özge
Erken uyandım, ve bende içimdeki dökmek istedim😊
Yargı yürütmenin onayına bağlı olmamalı
Ceza Muhakemesi Hukuku Memur,kamu görevlilerine verilen ayrıcalık mı ayrımcılık mı teşkil eder? Ayrıcalık şeklinde nitelendirsek bile belli bir gerçek ,faydalı amaca hizmet etmiyor... Korunması gereken tarafta değiller,toplumsal olarak engeli bulunan hayata eksi ile başlamış bir tarafta zaten değiller yani kadınlara engellilere verilen pozitif ayrıcalıkla ,iscilere tanınan ayrıcalık ile de bir değil güçsüz durumda olmadıklarindan karşı tarafa göre de memurlar o halde bir sebebi yok sadece ayrımcılık teşkil ediyor bence.
Özge
Görevleri yarıda kalmasın diye ise yani kamu hizmeti aksamasin dersekte mesai saatleri dışında ifade verir savunmasını yapar duruşması olur eğer kesinlesirse infazı olur vs yani bir sürü yol var bunun direk önüne başka kişileri koyarak set çekmek adaletin önüne şu anlama gelebilir;byetkili o kişiler ben kamu personelimi korurum dusuncesinde olabilir ,yarın bir gün benimde başıma gelir veya arkadaşımı kayırayim düşüncesi de olabilir hakkaniyetin peşinde olmasi gereken insanlar değil sistemin kendisi olmalidir insanlar değişir sistem ise bakidir. Ve yargılamanın gerekip gerekmedigine de yargı karar vermelidir.